Morning

3936724742_f0ae268822_z eİnsanlar, onlara yaşattıklarınızı, hissettirdiklerinizi unutmaz” derler. İyiyi de, kötüyü de. Hayatın güzel ve acı sabitleri bunlar:)

İnsanları hedef alan bir söz ama, mesela taze bir umutla ve çok güzel doğan güneş, ışıl ışıl bir gün, yağmurlu ya da güneşli, soğuk ya da sıcak bir başlayan, yepyeni bir sabahın hissettirdiklerini düşünün.

Bu da unutulmaz. Her sabah aynı vaat ve sözle oradadır üstelik. Vazgeçmez.

Tereddüt etmez.

Gözleri parlayarak uyandırır sizi.  “Seni, olduğun gibi çağırıyorum” der. “Ne olmuş olursa olsun, şimdi bitti. Bugün yeni bir gün”

Hep taze..

Aşık olunacak bir azim ve istikrardır sabahın size tutunması.
Hep oradadır. Her gün sizi çağıracağını bilirsiniz.

Ne gelmiş, ne gitmiş olursa olsun, ne kadar gülüp ağladıysanız, ne kadar kazanıp kaybettiyseniz, hepsini geride bırakır ve yeni bir şeye katılmaya çağırır.

Üstelik, güzelliği solsa da, sonbahar, kış görse ve hırpalansa da, bütün sabahlar yine de  dayanılmaz bir güzelliktedir.

Hadi gel:)” diyen yumuşacık sesi ve bakışı ile, her sabah, yeniden içinizi eritir.

Hatırlamak hayatidir. Yanlışlardan korur. Doğrulara sarılmanızı sağlar.
Sabah, size hep güzel şeyler hatırlatır, çağrıştırı. Çünkü onun varoluş amacı budur. Bunun için sabahtır:) Bıkmadan, aynı enerji ile, her sabah yeniden, tekrar ya da daha iyi ve daha mutlu biri olmak için size şans verir.

Sizi bırakmaz, sizden umudu kesmez. Uyandığınızda, yanınızdadır.

Yaşam enerjinizi ateşlemek için yeniden..

Bu yüzden seviyoruz sabahları. Hiç bırakılmayan sevgili gibi.

Bir gün o sizi bırakır ancak. Ki o gün, zaten, sizin de yolculuğunuz sona ermiş demektir:)

– Bir başka boyutta, bir başka yolculuğun başlayacağını umarak:)-

İyi sabahlar:)

(Tabii ki en favori sabah müziklerimden bir ikisini ekleyecektim bu yazıya ve ekledim:)))

Reklamlar

Beton ve Çöl Mücadelesi

Çocukluğumdan beri, insanların bir süre terkettiği evlerine, yaptıkları taş patika yollara, zaman içinde doğanın sahip olmasına, otla, böcekle örmesine hayranlık duymuşumdur.

Bu bir asla kazanılamayacak bir mücadelenin işareti bence.

Diyor ki doğa; “Sadece bir süre için buradasın.. Sonra ve hep, ben burada olacağım.”

Belki hızlı değil ama sen uzaklaştığın ya da uyuduğun an, ben yine istila edeceğim..

“Milyonlarca yıldır yaptığım gibi”

Bu asla kazanılamayacak savaşın anıtları gibi benim için çölde ya da doğanın ortasındaki asfalt yollar, modern evler ve binalar. 

Cesur insanoğlunun, denemeleri.  Ve doğanın sabırlı bekleyişi.. Her şeyi eski haline çevirmeden önce:)

Hayranlık duyuyorum bu mücadeleye:) 

“Be the change you want to see in this world.”

Ne güzel öğüt ve öneri.

Görmek istediğin değişimin kendisi ol, kendinden başla demiş Gandhi.

Peki nereden başlamalı?

Önce neyin değişmesini istediğini sormakla başlamalı herkes belki de. Sen de önce kendine sor: Ne değişsin isterdin dünyada?

Sonra oku, daha çok anlamaya çalış.

Göz yummak, kafanı çevirmek bir yere götürmedi seni şu ana kadar..

İçinde yaşadığımız dünyayı anlamamız gerek. Biz insanız. Bizi diğer canlılardan, bitkilerden, hayvanlardan ayıran şeyler var. Olmalı.

Düşün. Analiz et.. Kafan karışıksa, aydınlık ve bilge insanlara daış, kitaplarını oku. Ne dediklerini dinle.

Değişime kendinden başlarken, bunun emeksiz olMAyacağını aklında bulundur tabii.

Emek, yorulmak demek. Çalışmak lazım.

Bedava bilgelik bile yok.

Bütünü anlamak fantastik bir beklenti olsa da, en azından büyük resmi görmeye çalış.

Onu görmeye başladığında, onun bir parçası olduğunu da göreceksin.

Bu sana, senin sorumluluğunu hatırlatacak.

Sabah evden çıkarken, ‘bugün değişik bir gün olsa’ diye düşünen herkes, bunu kendileri değiştirmek zorunda olduğunu unutmamalı.

Sen değişmedikçe, başka bir yoldan gitmedikçe, değiştirmek için gelişmedikçe

Hiçbir şey değişmeyecek.

Don’t wait up..