Ülkeden İnsan Manzaraları

image

Ailenin kadınları için aradığım evler/ akrabalar var. Kadının telefon numarasını bile patriyark-ç-a/erkekler değiştiriyor. O bile güç alanı. Sokakta da böyle. Kafede, markette, parkta, TV’de (diziler), internette de.
İş ve para, hala erkeklerin söz sahibi olmak için kadını ezip yönetebildikleri-ve bunu hala yapmak istedikleri- alanlar.
Bir tek çocuk konusu istisna. Orada da hakimiyet isteği var ama iş ağır: Annelik.
Yine de çocuk sahipliği = Güç alanı.
İstisnalar var elbette -şükür ki – ama genel – sokak&internet dahil-manzara bu.
Bu sene de Doğu cephesinde değişen bir şey yok.

Reklamlar

Sevdiğimiz Tespitler Vol.1

image
Listen to Social Media Marketing (Quotes) by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/social-media-marketing-quotes

Ara ara hatırlatmalar yapan tespitler, özlü sözler ne şahanedir. Tecrübelerden süzülmüş, rafine ve hep arada açıp bakılacak “özet” kaynak gibiler. Bazılarını sanal olarak yazıp cebime koyuyorum, sık sık bakıp hatırlamak için. Çünkü ilham vericiler. Ara ara da değiştiriyorum elbette.
image

“Storytelling is by far the most underrated skill when it comes to business.” – Gary Vaynerchuck

“Marketing is no longer about the stuff you make, but about the stories you tell.” – Seth Godin

“If your stories are all about your products and services, that’s not storytelling. It’s a brochure. Give yourself permission to make the story bigger.” – Jay Baer

“Good marketers see consumers as complete human beings with all the dimensions real people have.” – Jonah Sachs

image

“Social media is about the people. Not about your business. Provide for the people and the people will provide for you.” – Matt Goulart

“Content is anything that adds value to the reader’s life.” – Avinash Kaushik

“Creativity about life, in all aspects, I think, is still the secret of great creative people.” – Leo Burnett

Hayatta Kalmak

image

İlk defa bugün yaş almaya başlamış olabilirim. Hissiyatım budur, son dönem yaşananların etkisi ile. Zor birkaç zaman, zamana bakış açımı da eğdi, büktü. Zamanı ilk defa geri döndürmek istedim hayatımda. Eskiye övgüler yapan bir karakterde değilim pek. Buna rağmen ilk defa 70’lere, 80’lere dönme isteği ile doldu içim. “Kim bilir neleri farklı yapardım” kafası ile birlikte bir kolektif “Neleri farklı yapabilirdik” kafası bu daha çok. İlk defa herkesin pek de hoş görünmediği ve kişisel olarak da pek başarılı sayılamayacağım yıllara mümkün olsa dönmeyi isteyebilecek bir   mood’dayım. Birkaç anahtar noktada ve bugün de işe yarar değişiklik için. Bir zamanda yolculuk gemisi olsa yalnız olmayacağımı da biliyorum. Ama mümkün değil. (Neyse ki. Olsa, önce geleceğe gideriz muhtemelen ve işler karışır.)

image

Belki de nostaljinin en iyi tarafı, zamanı birkaç anı, müzik, film ve kitapla bükebilmek. İyi anları çekip alırken, geri kalanlarını unutabilmek.
Peki bir süre için bile geri dönebilsek,  neleri değişik yapardık?
Kimleri hayatımızda tutar, nelerle zaman geçirir, kimlerin yanından geçmez, nelerle, nasıl eğitirdik kendimizi bugünkü aklımızla?
Ve elimizden ne kadarını değiştirmek gelirdi?
Can yakıcı cevapları olabilecek ve bir taraftan da heyecanlandırabilecek sorular.
Peki bugün, elimizdeki malzemelerle ne yapabiliriz bu geçmişe özlem anaforunda? Bugünkü şartlarla ve şimdi neyi değiştirebiliriz?

Düşüncelerimizi 30-40 yılda değiştiren zamanı, bugünden uzanarak, nasıl eğip bükebiliriz? Yaşadıklarımıza ve hayatlarımıza zarifçe ve incelikle dokunmak mümkün mü? Ve biraz, ufak da olsa değiştirmek.

http://youtu.be/fy0rYUvn7To
image

Açlık ve Yeme Alışkanlığı Değişimi

image
Listen to Değişen Yeme Alışkanlığımız by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/de-i-en-yeme-al-kanl-m-z

Her şeyin en iyisi dışarıda. Evde ise, ağırlıkla ev yemeği sevenler, sağlıklı yemekleri kendileri yapmayı seçenler, özel diyet yapanlar ya da vakti veya imkanı olmayanlar yiyor çoğunlukla.
Bir de çocuklu aileler ve aile ile sofraya oturmayı sevenler tabii. Şimdi bir de uzun iftar sofraları zamanı. Ne demiş adını bilmediğimiz büyük insan: Yemenin sonu yok. Hastalık ya da yokluk zamanları hariç, sonsuz boğuşulan bir ihtiyaç.
Bazen insan yoruluyor. İhtiyacın peşinde koşmaktan da, yapmaktan da.

image

Ben bu evde şahane sunumlar kısmını atlayarak-sonraki bir yazıya bırakarak- sadece yemek yapma konusunda giderek basitleştirerek rafine olan pratik kısmından bahsedeceğim. Ben daha çok bu aşamadayım ev hayatında.
Sadeleşmeyi abartıp, içinde deniz ürünlerinden, yeşilliklere her şeyi az miktarda sote edebileceğim bir düz, bir de biraz deep fry ya da kavurarak pilav, erişte ya da makarna çevirmek için kullanabileceğim bir derin tava ile sonsuz seçenekte yemek yapabiliyorum örneğin artık. Bu akşam tavuk pirzola ve pilavı tamamen bu teçhizatla yaptım mesela. Yeterli. Ama bazı detaylı Türk mutfağı yemekleri için ek birkaç parça da gerekiyor.
Zeytinyağlı bir tabağın yanına-her zaman olmaz, yoksa zeytinyağında nar ekşili k.domates veya ayva, incir reçeli  – birkaç biberle çevrilmiş et ya da mesela peynir servisi ekleyip, yine tavada çevrilmiş soslu bir makarna ya da et suyuna bol nohutlu pilavla bitirebiliyorum işi. Görece yağlı bir yeme  alışkanlığımız var ama yağ şekerden daha faydalı örneğin ve daha uzun tok tutuyor.

image

Tatlı alışkanlığımız zaten anne diyabetik olduğu için yok. Çok istersek biraz fıstık ezmesi ya da sürülebilir çikolata eklenmiş-bence #superfood kategorisinde bu ikili- pankek ya da basitçe kızarmış bir tam buğday dilimi ile tatmin oluyoruz.
“Mutlaka günde bir öğün çiğ gıda yiyelim” kategorisinde yeşil salataya ya da çoban salataya, annenin -ya da varsa çocukların- görüp itiraz edemeceği kadar ceviz ezmesi ya da varsa keten tohumu atabiliyorsak ne mutlu.

image

Basit bir doyma metodu ile yaşamak için yemek arasında bir yerlerdeyiz yemek alışkanlığı olarak.
Bir de degişenler var mesela. Hamburger’e bakış açım değişti. Tam bir öğün her şeyiyle. Salatası, peyniri, sosu – ve faydalı baharat katkıları- ile.
Yanında varsa zeytinyağlı, yoksa üzerine yağ gezdirilmiş köz biber, patlıcanla nefis bir ana yemek.
image
Ara yemekler-soğuklar ve sıcaklarda ise peynir, söğüş salata ve meyve ile, fırından alınan hamurla hızlı pide veya çiğ börek şu ara favorimiz.

image

Açlık. Bizim büyük imtihanımız.
Yemek ise, yeri gelince tutkumuz ve doyuncaya kadar basit tutulabilecek bir şey olduğunu anlayamadığımız sonsuz ihtiyacımız.

Anlatma/ Aktarma Sorumluluğu

image

NASA’nın, Cygnus cargo bölümünün uzay istasyonundan ayrılışını duyuran instagram post’undaki detaylı açıklamaları okudunuz mu? İnce ve titiz bir açıklama dili kullanmayı adeta kural olarak benimsemiş kurumlar, ülkeler ve insanları, diğerlerinden -amiyane tabirle yarım ağız ve lütfen açıklama yapanlardan- ayıran  neden ya da motivasyonlar nelerdir diye merak ediyorum bir süredir.
Biri saygı muhtemelen. “Bilgilendirmeye değer” bulmaktan ileri gelen bir saygı. Önce kendi yaptıkları işe, sonra hedef kitlelerine karşı. Detaylara ve “yanlışsız” bilgi aktarmaya özen göstermelerini sağlayan bir tür saygı duygusu.
Bir diğeri “Sorumluluk” bilinci olmalı. Yaptığın işi doğru anlatmak ve aktarmakla yükümlü hissetmek. Yine artı bir özellik.
Bir de, bir şeyi iyi anlatmak ve yapılan işi özenle aktarmak, bir tür marketing alışkanlığı. Sorumlu pazarlama anlayışı yoksa, o iş ya da ürüne yatırımcı/ müşteri/taraftar/beğenen beklemek absürd ve saygısızca bir durum diye böyle eksiksiz bir sunum tercihi var muhtemelen. Yine -pozitif anlamda- artı.
Gerektiğinden kısa, tembelce ve eksikli anlatım kullanan ve özensiz bilgi aktaranlar ise, bu maddelere ters köşe bir eğilim hissettiriyor. İyi örnekler varken özellikle.