İyi Fikir

image

“I try not to make any decisions that I’m not excited about”
J.Nickell Founder of Threadless.com

Üniversite Mezunu İşsizler

Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik rakamı bir milyona yaklaşmış. Ne kadarı kadın merak ettim. Çünkü uzun süredir iş arayanların çoğu kadınlar. Kişisel gözlemim böyle en azından.
Bu yıllardır böyle üstelik.
Bir bakalım kariyer sitelerine değişen bir şey var mı ilanlarda ve sektör pozisyonlarında. 📰📱
Güzel yazı dizisi olur bu konu.

image

Jetsetting

Listen Armarium by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/k-yafet-kiralama-appi-armarium

Bazen günde birkaç kez karşımıza çıkıyor iyi iş fikirleri. (İnternet ne güzel şey🙏)
Bunlardan biri stil danışmanlığı yaparak, marka ve moda kıyafet ve aksesuarlar kiralayan Armarium.
“Kiralamak varken -ve daha hesaplı iken- neden sahip olayım ki?” diyen paylaşım ekonomisi sağ olsun, artık otomobilden, eve, ofise uzanan bir ürün ve hizmetler listesine bu alternatif metotlarla erişim mümkün.
Marka ürünleri bir uygulama ve web sayfaları üzerinden kiralayan Armarium, portföyündeki danışmanlık hizmeti ile ve ürün başına bir kazanç oranı ile çalışıyor. Her parçada fiyat etiketinin %15’ini ödüyor müşteriler ve 4 günlük bu paketi ek günlük ücret ile uzatabiliyorlar. Stil danışmanları online Skype üzerinden yine bir fee karşılığı hizmet veriyor. Tatil için ya da bulunacağınız ortam için çalışılan uygun bir styling de hazır geliyor yani.
Armarium’un marka partnerleri arasında Ferragamo, Sonia Rykel, Battaglia, Ferretti, Genevieve Jones, ETRO gibi markalar var.

image

Dolabında az ve öz kıyafet/aksesuar bulundurmayı -ve az ve öz sahip olmayı- tercih edenler için iyi hizmet. (Firma, bir ürün ömrü olarak tanımladıkları süre /  sezon sonlarında da satışa sunuyormuş kiraladığı portföyün bazı ürünlerini.)
image

Günlük Gibi Yazanlar

Twitter hip olmadan az önce yayınlanan bir kültür günlüğü. Neden bu kadar hoşuma gitti anlamadım tam olarak. Belki günlük tarzındaki otobiyografileri okumak zevkli olduğu ve sevdiğim içindir. Bu da biraz onun gibi. Şeffaf, samimi & detaylı. Twitter’ın aynı işi yapamadığını ama Instagram’ın bir şekilde daha iyi bir “günlük benzeri” olduğunu fark ettim yazarın Sosyal Medya hesaplarını araştırırken. Köşe, kitap yayıncısı ve editörü Sarah Crichton’a ait ve Paris Review’da yayınlanan bir köşe bu arada.
https://t.co/XFXq4uqgHY

image

Müzik Dinleme Manifestosu

savedpicture-20145101922198

“Ya ne çok değiştiriyorsun, başım döndü” diyen biriyle müzik üzerine konuşmamızın ardından düşündüm.

Öyle miydi? Dönüp bir baktım mecburen. Neler çıktı neler. Bir çeşit diskografi.
Babası ve annesi çoook müzik dinleyen çocuklardanım ben.
Annem bütün donem 45′liklerinden, babam da Barış Manço,Ajda,BoneyM ve Donna Summer’dan Okay Temiz’e uzanan LP lerden bir mini koleksiyona sahipti. Mecburen once onlar ne çalarsa onu dinliyorsun. Favorim Ajda ve Boney M’di.
Sonra TRT3′te 12 yaşımda, Alan Parsons Project diye bir gruptan bahsedince Sebla Özveren, bizimkilerin albümlerini bir kenara fırlattım ve neymiş bu yeni vaha diye dinlemeye başladım.
Ne lirikler, ne felsefe, ne orkestrasyon. Başım döndü. Aşık oldum resmen.
Sonra Orta Okul’da sokakta break dance yapanların dinledikleri elektronik dans şarkılarını, Michael Jackson ve Madonna’ya aşık olana kadar zevkle dinledim.
Thriller albümüne kadar (o dahil) bütün şarkılarını ezbere biliyordum MJ’in.
Madonna olayı ise, hiç bitmedi, çünkü kadın bitmedi. Onunla geliştim, büyüdüm. Verdiği mesajlar işime yaradı. Hep ağlayan aşk şarkıları ve mutsuzluk üzerine şarkı yapan müzik insanlarını sevmem bu yüzden.
İnsanlara cesaret veren şeyler söylemeli elinde fırsatı olanlar.
Lise’de sırf çok yakışıklı ve o sıra çok ünlü diye kim Bon Jovi dinlememiştir ki?:)
Bir de Beşiktaş Profesyonel genç takımında oynayan ve aynı John Bon Jovi’ye benzeyen birine aşık oldum. O bana yüz verene kadar devam etti. Sonra, nasıl olduysa, Yanni gibi sonradan çok sıkıldığım ve Al Jarreau gibi çok uzun sure severek dinlediğim Jazzy tune’lara daldım. Babam Q. Jones ve bazı Jazz albümleri de alırdı,belki ondan. Heart’s Horizon hala çok sevdiğim bir şarkıdır. Çok güzeldir.
Universite’deyken kafam protest gruplara da dağıldı bir ara Turkiye’den çünkü İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampüsünde her gün bir olaylı siyasi atmosferi soluyarak okuduk.
Arada,lise ve orada tanışılan, hayatı yaşamayı seven bir kaç kişi ile senfoniler, klasik müzik (ki zaten orta okulda orkestrada olduğum için külliyatım sağlamdı) dinlerdik ki, bu iyi olmuş yoksa sırf protest müzik insanı depresif yapabilir kolaylıkla.
Üniversiteden sonra, bütün hit ve klasik rock şarkıları kusana kadar dinleyip bıktığım bir radyoculuk tecrübem oldu.
Neyse ki hemen değişik şeyler dinleyen birine aşık oldum ve Nick Cave, Tom Waits, Tindersticks, Violent Femmes’la falan tanıştırdı beni de-ve pek çok insanı- popüler müzik sarmalından biraz kurtuldum ve ağır olmasına rağmen değişik türler dinleyebildim.
Grunge akımı falan sırf Pearl Jam ve Nirvana’nın bir kaç şarkısı ile hatırladığım bir dönem. Yine karanlık ama donem ruhu öyleydi ne yaparsınız ki.

Oradan kurtulunca, biraz daha seçici olarak müzik dinlemek mümkün oldu.

Hep bir şekilde müzikle ilgili işler ve ilgili insanlarla çalışınca uzak kalmıyorsunuz ve herkes size yeni bir şeyler tanıştırıyor, iyi oluyor.

Barry Manilow’lu, Black funk soul dance müzikli şahane bir Retro müzik dinleme dönemim oldu. Babamdan kalma fusion Spyro Gyra’ları falan da ekleyip iyice karma bir lezzette kasetler yaptığımı hatırlıyorum ki bazı arkadaşlarım da hala hatırlar.

Sonra hiç müzik dinlemeyen biriyle evlenmeye kalktığım dönemde, bu müzikler hayatımı kurtardı diyebilirim.

2000′de biri önüme Buddha Bar CD’leri koymasa ne yapardım bilmiyorum. Ne dinlerdim?

Üç sene kafa yapan bu şahane World Music, lounge , ambient CD’leri ile coştum diyebilirim. Ruhuma işledi.

Hala çok severim. Tek tek içindeki bütün türleri ayrı ayrı dinledim. Şahane gruplarla tanıştım. Hala yanımda taşırım pek çok grubu o dönemde tanıştığım. Büyük bir aşkla:)

Sonra elektronik rock, elektro dans vs olayı ile coşmaya başladı dünya. Sen de dinlemeye başlıyorsun haliyle.

Kafayı kaldırıp arada ChillOut ve GoodMood müziklere dönerek tabii.

En büyük aşklar: Empire Of the Sun , MGMT, Cooper Temple Clause, Moloko, Zero 7, Sia, Telepopmusik ve Royksopp bu dönemde. Hala hep listemdedirler.

Sonra da House, soulful House falan çalan birine aşık olunca bu türdeki enfes şarkılarla tanışıp delirdim. Yeni müzik bilen birileri sizin için cennet oluyor, en büyük zevkiniz bu olunca..

Tabii tüm bu elektronik türlerin arasına, ara ara geçmişin güzellikleri, klasiklerini (ama hep good mood şarkıları, müzikleri) ekleyerek, yeni çıkan her şeyi takip ediyorsunuz ki bu süper bir şey.

Müzik dinlemek(severek, hobi olarak yapmak bunu) elektronik /dijital cihaz bağımlılığı gibi biraz.

Yeni olanı takip etmek istiyorsun.

O kadar çok ki seçenek artık, bu zenginlikte herkese her gün yeni bir müziğin peşine düşme imkanı tanıyor.

Teknoloji gibi aynı.

İhtiyacına göre seçip takılıyorsun.

Ne güzel:D Kulağınıza küpe takmak kadar kolay artık üstelik, istediğiniz müziği dinlemek bugün. Biz 40 yaşına girenler, gençken bir Duran Duran,Madonna albumu için Kadıköy ve Taksim’de yurt dışından sipariş beklerdik haftalarca.. Ya:)

New York Window

Image

TheCoolHunter’ın #NY #Window çalışmasını paylaşayım #Pazar güzelliği olarak:)) Bakış açınızı değiştirir.
Kime inandığınız, kimin sizi ikna ettiği, neleri yuttuğunuz, sizin ne ve kim olduğunuzu tanımlar. Abiler ve tanışıklıklar ve çıkarlar çemberinden çıkıp, perspektif kazanarak dışarıdan bakınca, ne #büyükhata ve #haksızlık yaptığınızı görebilirsiniz zaman zaman. Yaptıysanız geçmiş olsun. Düzeltme şansınız da yoksa eğer, #KarmaBitch’in yaptığınız salaklığa karşılık olarak, hiç beklemediğiniz anda gelecek #BitchSlap’ini bekleyeceksiniz demektir, çaresiz:)

Bir öneri olarak, iki taraftan biri kadınsa ve “KİŞİLİĞİ GELİŞME FIRSATI BULMUŞSA”, kadın olan tarafa inanmanızı öneririm. Daha az ihtiyaç ve şişkin ego bazlı delusion, delilik ve mantık yamulması yaşarlar. Daha çok gerçeklerle yüzleşebilirler ve aidiyet-grup, cemaat, cemiyet, kankalık, brohood vb– sadakatleri, muhakeme/akıl/değerlendirme güçlerini daha az etkiler.

Daha özgürlerdir..

Tip olarak, cebinize sıkıştırın;)