Çalışmak ve Yaşlanmak İçin En İyi Ülkeler

image

Uzun bayram tatilinin tatilci çilelerini okurken, markette kasa sırasında, fazla mutfak alışverişi yaptığı için suçluluk duygusuyla parasını sıkı sıkı tutan bir emeklinin arkasındaydım.
Muhtemelen  bayram – yemeği yapma- hevesi ile erken biten mutfak erzaklarını yerine koyuyordu binbir kaygı ile.
Tatilde parası ile rezil olan insanların halini ona da okumak ve biraz gülmesini sağlamak istedim endişesi hafiflesin diye ama bu tatil kafasında anlayıp gülemeyeceği o kadar çok unsur vardı ki ona yabancı olan, yine de üzülür diye vazgeçtim.
Bayramı, evde, parkta, TV karşısında geçiren çalışan ya da işsiz çoluk  çocukları tatil yapsa, onlara bu mutluluk yetermiş gibi bir kendi hayatından vazgeçmişlik de vardı üzerinde.
Siz de fark ediyor musunuz böyle yaşayanları?
Binbir borçla ev, araba, tatil satın alıp hayattan vazgeçmeyen kuşak için – respect- evde bayramın birinci günü el öpmek ya da bayram yemeği için uğranacak kitle emekliler.
Ve onlarla birlikte evde kalan çoluk çocukları da ekleniyor listeye bazen.
“Şimdi üzüntü yapmayayım, buna sonra üzülürüz” kategorisinde sıkça göz ardı edilen bir kitle.
“Bizde böyle olan dışarıda nasıl acaba?” diyerek, üzüntüden kaçmayıp üzerine gitmek için, daha iyi örnekleri nasıl bu “Yaşama”nın diye baktım. Elbette Afganistan, Suriye, Irak, Hindistan’a bakmadım çünkü biz ülkemizi bu ülkelerin arasında değil Avrupa ve Avrasya arasında bir yerde konumlandırıyoruz.
Biraz oralara ve dünyaya baktım ben de, refaha “Daha ne kadar yol var?” görmek için.
Öncelikle erken emekli olmuyorlar -bazen 70 ‘den önce görülmüyor- ama iş bulup çalışabiliyorlar ileri yaşlarda ve sağlık hizmetleri iyi çalıştığı için ve iyi kazanıp, iyi yaşayıp, kendilerine iyi baktıkları için gayet sağlıklılar, 65 yaşlara kadar.
Bizde 45 yaşına gelen oyuncuyu babaanne rollerinde -hayret ve kınama ile- görmenin yanı sıra, “30 yaşından gün almamış”larla çalışmak isteyen sektörler ve firmalarımızın, 30 yaşın altındakiler için bile yeterince iş üretemediğini üzülerek görüyoruz maalesef. Yaş fetişi ya da ayrımcılığı zaten tek başına çirkin ve gelişmiş ülkelerde az rastlanırken, bizde çok olması, iş üretememekten de beslenen bir canavar yani. Neyse..
Avustralya’dan başladım. Yalnız olanlar en yüksek 2 bin 950 TL civarı, çift olanlarsa, 2 bin 250 TL karşılığı bir emeklilik parası alıyorlarmış Avustralya’da. Ayrıca bir ek aylık sağlık harcama ücreti var, kullanırlarsa. 120 TL kadar.
Evde Bakım hizmeti, muayene, ulaşım,  danışmanlık gibi ücretsiz işlemleri kapsıyor ek olarak. Ayrıca 60 yaş üzerine alışveriş ve ulaşımda indirimler de uygulanıyormuş.
Almanya’da ise, tüm bu avantajların benzerlerine ek olarak emekli aylığı erkekler için 2 bin 800 TL iken, kadınlar için -negatif ayrımcılık- ortalama 1500 TL civarındaymış. Almanya da gıda Türkiye’ye göre ucuz ve ek sağlık ödemesi de yok ilaçlar vb. için.
İsveç ve Norveç gibi 65 yaşlarına kadar %50 oranında istihdam edilen ve o yaşa kadar sistemin iyi ücret ve iyi bakım sunduğu ülkelerin insanları, çalışma ücretlerinin %50’sine kadar varan emeklilik maaşı alabiliyorlarmış. Ortalama ücretler seviyesinin aylık 7 bin -10 bin TL karşılığı olduğu ülkeler olduklarını düşünürsek…
Bu seviyelere asgari ücretin bile zaten 6-7 bin TL civarında olduğu Hollanda, Brüksel gibi ülkeleri de benzer emekli ücretleri ve sağlık hizmeti avantajları ve 45 plus yaş istihdam imkanları ile ekleyebiliriz.
Sonra da hepsinin altına 29. sıradaki 1350 TL aylık asgari ücret miktarımız (OECD sıralaması) , ortalama 400-1500 TL civarında gezen emekli aylıklarımız ve istihdamda yaş ayrımcılığı, sağlık hizmeti ücretleri ve temel ihtiyaçlar fiyat listesi ile kendimizi ekleyelim.
Daha yol çok ama zamanımız yok. Daha sağlıklı yaşlanan nüfus için daha iyi maaşlara, daha geç emekli olan nüfus için daha çok işe, daha çok iş için daha çok yatırıma ihtiyacımız var.

Reklamlar

Ülkeden İnsan Manzaraları

image

Ailenin kadınları için aradığım evler/ akrabalar var. Kadının telefon numarasını bile patriyark-ç-a/erkekler değiştiriyor. O bile güç alanı. Sokakta da böyle. Kafede, markette, parkta, TV’de (diziler), internette de.
İş ve para, hala erkeklerin söz sahibi olmak için kadını ezip yönetebildikleri-ve bunu hala yapmak istedikleri- alanlar.
Bir tek çocuk konusu istisna. Orada da hakimiyet isteği var ama iş ağır: Annelik.
Yine de çocuk sahipliği = Güç alanı.
İstisnalar var elbette -şükür ki – ama genel – sokak&internet dahil-manzara bu.
Bu sene de Doğu cephesinde değişen bir şey yok.

İyi Fikir

image

“I try not to make any decisions that I’m not excited about”
J.Nickell Founder of Threadless.com

Üniversite Mezunu İşsizler

Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik rakamı bir milyona yaklaşmış. Ne kadarı kadın merak ettim. Çünkü uzun süredir iş arayanların çoğu kadınlar. Kişisel gözlemim böyle en azından.
Bu yıllardır böyle üstelik.
Bir bakalım kariyer sitelerine değişen bir şey var mı ilanlarda ve sektör pozisyonlarında. 📰📱
Güzel yazı dizisi olur bu konu.

image

Haberi Kimlerden Alıyorsunuz

image

Gazeteler, haber sayfaları, siteleri ya da botlardan değil de, gerçek zamanlı Sosyal Medya kullananan kişilerden haber almak.
Bir haber alma alışkanlığı değişimi olarak gerçek kişi/isim/gazeteci/yazarları bir kaynak olarak daha fazla izlediğimi fark ettim bir süredir. 📰

David Higgerson’ın bahsettiği Facebook ve haberler konulu yazı, bunu düşündürdü.
https://t.co/yyRQEYp7QF

Kişiselleştirilmiş -yapay zeka kanalıyla- haber içeriği sunumu hakkındaki çekincelere dair bir istatistik de var yazıda.

Bunu aşmak mümkünken hala, bir de sabah kahve çay içen ve arada bir sinirlenebilen, gülebilen ve normal insan gibi ihtiyaçlarını gideren birinden bütün haberleri almak ağırlıklı tercihimiz olur mu acaba genel için.

“Gerçek birinden haber almanın yeri doldurulamaz çekiciliği” diye bir şey var bence. Tabii buradaki tercihleri de yine bizim alışkanlıklarımız, seçimlerimiz belirliyor.

image

Neden Komedi Filmlerini Seviyoruz

image

Bizim, ülkece, az güldüğümüz için, özellikle başka bir türden önce komediyi tercih etmemiz çok normal ve anlaşılabilir bir şey bence. Gerilimi bir de film formatında almamak, herkesin etrafında az bulunan “gülümsetebilen ve güldürebilen” insan ve durum sayısı az olduğunda, onu telafi edebilmek ve kendi halimiz ya da benzerlerimize gülebilmek yoluyla tekamül etmek, aklıma gelen ilk nedenler.
Devam filmlerinden de en favorim olanlar yine #komedi filmlerinin devamları.
My Big Fat Greek Wedding 2 çekilmiş bu arada. Ne güzel💍💐 Bu da trailer’ı.
https://m.youtube.com/watch?v=JQ-1Ts3BChM

Tatsızlıktan Nemalanmak

image

Hem sevdiklerimizin anlarında, yanlarında dik durup, hem kendi hayat topumuzu düşürmeden sürmeye çalışırken -ve bu tek başına zaten zorken- gerilim ve tatsızlık yaratanlara tahammül etmek zorunda değiliz bence. Yapamayız zaten. Tahammül etmek zor. Haksızlıklara nasıl karşı çıkmak zorundaysak, bu haksızca tatsızlık yaratanlara da tepki vererek durdurmalıyız. Tiksiniyorum nedensiz ya da abuk sabuk ve abusive gerilim , tatsızlık yaratanlar ve bundan nemalananlardan en amiyane ve hislerimi doğru aktaran tabirle. Toplumsal, bireysel her türünden.
Germeye, insanları mutlu edenlerden başlayanlarıysa biraz sadist, çokça da hasta buluyorum.
Kısa hayatlarımız boyunca belki de bir tek bu nedensiz, aptalca ve hastalıklı gerilim yaratanlara öfke göstermekte haklıyız. Hak ettiklerinden şüphemiz olmayacağı ve öfkeden sonra huzur içinde arkamızı dönebileceğimiz yegane insan grubu da bu grup zaten.
Bizi mutlu edenleri, yaşamak için fazladan bir neden daha verenleri ya da gösterenleri de daha çok sevmeliyiz bunlara inat. Daha mutlu olmalıyız mümkünse.  Yoksa neden, bulmalıyız. Çok acayip bir şekilde savaş veriyor bazıları mutsuz etmek, gerilimden, tatsızlıktan nemalanmak ya da zevklenmek için.  Oysa birilerini mutlu etmekten daha zoru ve insanı mutlu edeni azdır.
“Delikanlıysanız tatsızlık değil mutluluk dağıtın”
Asıl cesaret ve beceri bu zaten. Diğerini aklını ve sağduyusunu biraz kapatan herkes hemen ilk fırsatta  yapar. Cahil cühelanın ve kurnaz fırsatçıların en sevdiği spor oluşu bundandır.
Biz konuyu da, onları da burada bırakıp, sevdiklerimize odaklanalım yine..