Şeylerin İnterneti

image

      Fotoğraf: www.gizmodo.co.uk

Geçtiğimiz on yıl boyunca, IoT (Internet of Things) “Şeylerin İnterneti”, insanların müdahalesi ile ya da bu olmadan,  kendini çalıştırırken, daha iyi performans vermek, data alışverişi yapmak gibi konularda oldukça ilerledi.
Edwina Fitzmaurice, EY Global Ticaret Geliştirme Danışmanlık firması yetkilisi,  bu etkileşimli ve bağlı dünyada, cihazların birbirleri ile iletişiminin de artık mümkün olduğunu söylerken, birbirlerini, bilgiyi ve hatta insan davranışlarını okuyabilen makinelerin/ cihazların dünyasına hazır olduğumuzu belirtiyor.
Örneğin, bir otonom çalışan sürücüsüz  otomobilde yolculuk eden bir yolcunun, kalp krizi geçirdiğini anlayabilecek sensörlerin (algılayıcıların), hastayı bir hastaneye yönlendirirken, hem hastaneye, hem sigorta kuruluşlarına, hem de hastanın ailesine bilgi verebileceği ve önerilerde bulunabileceği bir gelecekteyiz artık.
“Connected Devices” ( Bağlı Cihazlar) adı verilen bu gelecekte, yapay zeka eklemeleri ile güçlendirilen araçların oluşturduğu IoT insanlar için de hayati sorumluluklar taşıyor olacak.
Bu yukarıdaki anlatıma benzer pek çok senaryonun, hayatımızın diğer alanlarına uygulaması ile ilgili sonsuz senaryo üretmek de mümkün. Yaşam şeklimizi ve davranışlarımızı da kökten değiştirebilecek pek çok, belki henüz hayal bile edemediğimiz deneyim bekliyor bizi, “Şeylerin İnterneti” dünyasında. 
Kurumlar, girişimciler ve bireyler için,
“Yeniden Hayal Kurmak” kavramı ile kucaklaşma zamanı.

image

     Fotoğraf: www.outerlabs.com

Konuşan Radyolar ve Podcast’ler Dünyası

image

Konuşan Radyolar ve Podcast’ler Dünyası..
Mümkünse orada olmak istiyorum. Ama biraz daha az bedelli içerik ve daha çok sponsor ve reklam olan versiyonları, kalabalıklar halinde dinlediğimiz konuşma içerikli radyoların dünyasında.
İçerik arayan ve dinleyerek içerik tüketmekten zevk alan biri için, konuşan radyolar, podcast’ler-video’lar da bu bağlamda- çok değerli. Bizde az bulunuyor bu tür içerik. Ya da toplu halde bir arada bulamadığımız için haberimiz yok bir kısmından.
Bu tür içerikte iki ayrı tarz var. (Önce şeklen bakarsak) Biri kurallı konuşmayı  spiker formatında ya da sürekli sadece müzik promote eden radyo DJ’i gibi yapanlarınki. Zaman zaman çok güzel içeriklere de denk geliyorum bu stilde ama bazen de haber ya da reklam efekti yapıyor ve dinlemek zorlaşıyor bir süre sonra. Bir de içerik yeterince ilgi çekici değilse, özellikle. Sabahları, kahvaltı, kahve satan birinin sohbetini dinlerken bir internet radyosunda, kurallı ve hatasız konuşmadan çok, ne anlatıldığının önemli olduğuna ikna oldum. İlginç ve samimi ise, daha dinlenir bir içerik oluyor.
İkinci tarz da bu doğal, orijinal ve samimi içerikleri sunabilen, ama deneyimli, ama deneyimsiz podcaster ve yayıncıların tarzı. En değerlisi ve az bulunanı.
İyi konuşmak -ya da konuşur gibi yazmak da aynı derecede değerli – konusunda orjinal olmak derken, “Abi acayip fikrim var aq” seviyesini biraz aşan bir şeyden bahsediyorum tabii.(Bu doğal da değil zaten. )
İyi konuşma içeriği üreten insanların çok büyük bölümünün derdi “İyi anlaşılmak” öncelikle. Elinde paylaşılmaya değer bir içerik olduğunda, bunun iyi anlaşılmasını isteyen insanlar, iyi bir anlatım dili geliştiriyorlar. Bu dinleyici / hedef kitleye de saygı duymak ve düzgün aktarmaya değer görmekle ilgili biraz da.
Bir de bu paylaşımı keyif alarak yapmak önemli. Herkes nefes alıp verme kolaylığı ile yapıyor diyemeyiz ve bu çok elzem de değil ama sonuç olarak en dinlenmesi zevk veren içeriği, en isteyerek paylaşanlar ve derdini, konuyu düzgün aktararak bir katkıda bulunmak isteyenler sunuyor.
Keşke işini uğraşını zevkle yapan ve anlatmak, aktarmak isteyen insanların hepsi, her gün, kısa kısa da olsa kaydetse ve paylaşsa. Ve biz toplu halde bulsak bir yerde bu yayınları. (iTunes’u herkes kullanamıyor)

Sağda solda denk geldiğim tek tük başarılı Türkçe podcast’ler çok değerli bu yüzden ama asıl sayıca ağırlıkta olan  kaynaklar hep yabancı.

Talk Radio formatında yayın yapan internet radyoları ve broadcast radyolar,  şahane podcaster’lar oldu dinlediğim. Çok şey öğrendim. Dinlemek güzel de bir öğrenme metodu aynı zamanda.
Yalnızlık hissini azalttığını da söyleyebiliriz.
Bir de sadece dinlenebilir içerik tüketebilen bir kesim var. (Görme engelliler için blog’unu seslendiren biriyle tanıştım geçen hafta ve hatta hemen ben de biraz kendi blog post’larımı seslendirdim)

Bir de kazançlar meselesi var bu yayın işlerinde elbette.
Sabahtan akşama kadar, düzinelerce radyonun, konuşmadan, aynı şarkıları döndürdüğü bir pazar bile -çok küçülse de- hala reklam alıyor. “Konuşma içerikli radyolar neden reklam almasın ve sayıca çoğalmasın?” sorusuna cevap bulamıyorum çoğu zaman bu yüzden.
İnternet radyoları içinde de konuşma içeriği sunan az. Hatta yok. Bireysel birkaç deneme gördüm sadece.
Data kullanım ücretleri biraz ucuzlasa, sayıca artan, çok download edilen ve hatta reklam alan pek çok yayın platformuna sahip olabilir miyiz acaba? (İnternet radyolarının açmazı.)
Bir de zaman ayırma konusu var elbette. Yapımcı açısından.
Değerli bilgilerin ve içerik sahiplerinin saati de değerli. Bizim de Talk Radio’larımızın olması ve bu kanalların iyi yaşaması için iyi reklam ve sponsorluklara sahip olması gerekiyor. Eldeki radyo verileri ve içerikler göz önüne alındığında, konuşma radyoları az bulunur türde bir içerik sunduğundan, zaten reklamveren farklı ve iyi bir içeriği kaçırmaz diye düşünüyorum, erişim sorunu olmadıkça.

Sabahtan akşama kadar politika konuşulan bir dönem tecrübe ettik ve sonra sadece bir kaç kanala bölünmüş, bir-iki koldan sesler dinlemek zorunda kalarak bunu biraz tükettik sanki.

Belki de artık politize olmak zorunda kalmadan saatlerce konuşabilenleri de dinleme zamanı gelmiştir. Yaşamak için tek konuşma ihtiyacımız politika değil. Hayatımızı bu kadar kalın çizgilerle bölmeden,  hayatın diğer hikayelerini ve diğer işlerini de konuşmak lazım.

Ve dinlemek.

Giyilebilir Subwoofer Yapmışlar

image

Kickstarter ve Indiegogo gibi sitelerde dolaşmayı, bir boş zaman aktivitesine
“Yeminle aklıma gelmişti” keyfi -ya da yerine göre hüsranı- eklenmiş bir etkinliğe dönüştürenler, birleşmeli.
(Birleşince belki izlemek yerine, harekete geçerek üretim yapabiliriz.)
Konser deneyimi denilen ve müziği kalbinde ve damarlarında hissettiren şeyi adeta şişelemeyi başarmış bir giyilebilir teknoloji ürünü yapmış bu kez bizden önce davrananlar.
Kitle fonlama sitesi Kickstarter’da kendine yer bulan saat formundaki ürün The Basslet ile, sokakta, evde, her yerde adeta bir konser salonundaymış gibi, müzik dinleme deneyimi yaşayabilecekmişiz.
Ürün hali hazırda istediği miktarda fonu bularak çoktan başarılı olmuş bu arada.
Listen
http://soundcloud.com/dilektosun/the-basslet

Sims Freeplay Oynuyor musunuz?

Electronic Arts’ın Stratejik İnsan Simülasyon Oyunu’ Sims Freeplay her daim “Oyun Zirve 5” listemizde.
Sunduğu zengin içeriğin yanısıra, sizi sınayan ve koşturan bir oyun yapısı var  Freeplay‘in.

image

Bu, oyunu bırakmak istemeyeceğiniz koşturma sırasında, nefesiniz de kesilmiyor üstelik çünkü oyun sizi kariyer ve iş planlaması ya da ödüllü hedefler listesinde yaptığı dahiyane  ‘Zaman Planlaması’ ile ara ara dinlendirmeyi ihmal etmiyor.
Bir taraftan da “Zaman Yönetimi” becerinizi geliştirebileceğiniz araçlarla dolu oyun.
Gerçek zamanlı iş saati planlaması yapma imkanı bile sunan Sims Freeplay
‘Zaman yönetimine ihtiyacım yok’ diyenler veya beklemek istemeyenler için ise, oyun içi satınalma seçenekleri ile ‘Hayat Puanı’ mucizesini sunuyor. Her mucize gibi mükemmel çalışıyor bu hızlandırılmış harikalar. Bir nevi hayattan torpilli olmak  için sunulan, oyun içi puan satınalma seçeneği dışında, isterseniz yetenek geliştirme ve “Sosyal Puan” toplama gibi alternatifler de var.

image

İnsan simülasyonu oyunları içinde başarılı grafikleriyle öne çıkan Sims Freeplay, aynı zamanda, bir kenti sıfırdan, insanlarıyla beraber kurma keyfini de yaşatıyor.
Sosyal donatı binaları, alışveriş merkezleri, okullar, stadyumlarıyla.
Bu başarılı oyunu, orta ekonomik sınıfta oynamak da mümkün, Jet Set bir hayat simülasyonu kurmak da.

image

Arada fantastik (UFO ve benzeri) görev ve maceralar da var. En keyifli insan simülasyon oyunlarından biri şüphesiz.

image

image

Başlangıç aşaması biraz zaman ve para harcatsa da, belli bir seviyeden sonra, görevleri ve ödevleri kovalamak oldukça eğlenceli.

Radyolar

image

Bir araştırma şirketinin yeni bir radyo rating ölçümleme çalışması ile ilgili sunumunu okurken düşündüm.

Ben de bir dönem çalıştığım için hala gözümde bir miktar torpilli olan radyolar şimdi ve gelecekte de hep kulağımızı vermemiz gereken bir mecra, fikrim o ki.

Çünkü öncelikle TV alışkanlığımız bile dinlemeye yönelik içeriklere doğru evrildi. Çoğuna sadece kulak veriyoruz, internette iken.

Dinleyerek haber, ekonomi ya da kültür- Sanat ve etkinlik içeriği tüketiyoruz.

O halde neden içerik sunan radyolarımız da hem yaşamaya devam edip, hem sayıca artmasın?

Müzik radyolarını ise Spotify, iTunes vb. leri hayatımıza girdi diye belki bir süre öteledik ama ne tam olarak aynı zevki veriyor, ne de işini iyi yapan radyolardaki müzik küratörlüğünün yanından geçebiliyoruz bu araçlarla. Kaldı ki onlar da radyolaşıyor. Bazı araçlarla kişisel bir radyo kanalı edinme şansı sunuyorlar örneğin. Biz aynı/benzer bir zevki alalım ve üründe kalalım diye.

Havadan yayını da olan radyoların ise, erişimle ilgili rakipsiz oldukları iki konu var. İlki bedava olmaları. İkincisi ise analog bir pilli radyo ile bile dinlenebiliyor olmaları. Deprem ve afet zamanları gibi olağanüstü durumlar ya da enerji kısıtlaması, Internet erişimi kısıtı vb. durumlarda hala rakipsizler.

Bana kalırsa da, radyolar, bizi “bir an”a kaçırabilen sesleri hatırlatıp sundukları için bile hep hayatımızda olmalı derim. Daha çok güzel hatırlamaya değer an için, özenle seçilmiş yayınlar sunmaya devam etmeliler. Sırf iyi müzik kürasyonu için bile çok yaşasınlar☺🎼🎶🌇☕ Çünkü bu da, hayatımıza eşlik eden ve bir parçası olan tüm diğer işler gibi özel ve özen isteyen bir profesyonel alan.

Listen to Radyolar by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/radyolar

Üniversite Mezunu İşsizler

Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik rakamı bir milyona yaklaşmış. Ne kadarı kadın merak ettim. Çünkü uzun süredir iş arayanların çoğu kadınlar. Kişisel gözlemim böyle en azından.
Bu yıllardır böyle üstelik.
Bir bakalım kariyer sitelerine değişen bir şey var mı ilanlarda ve sektör pozisyonlarında. 📰📱
Güzel yazı dizisi olur bu konu.

image

Kent Tarihi Turları

Florida’da tarihi yürüyüş turları yapan firmadan( truetours.net ) bizden bir sayfaya yolculuk.

image

Kent tarihini anlatan kaç enfes tur var acaba diye araştırırken bizden  rotadisi.com.tr adresine ulaştım.(Onlar kentsel dönüşümlerini anlatmışlar – rönesanslarını vb- biz de tarihimizi ve diğer diye tabir edebileceğimiz bir dönüşümü.)
Dev bir liste ile “Eski İstanbul”u ehil insanlardan kusursuz tarih anlatımı ile dinlemek, bu kentte doğmuş olanlar dahil herkesin yapmak isteyeceği bir aktivite olmalı. Bence..

image

Görülecek yerler listesinde ise yok yok adeta:
Fransız Konsolosluğu, Vosgeperan Katolik Ermeni Kilisesi, Dingo’nun Ahırı, Afrika Hanı, Naum Paşa Konağı, Zarifi, Ste Pulcherie, Metruk Rum Okulu, Beyoğlu Spor Kulübü, Nizam, İnci, Mavrokordato Konağı, Sadri Alışık Sokağı, Lades, Turnacıbaşı Sok, Zihni Sinir, Çukurcuma, Rassam Apartmanı, Yunan Konsolosluğu, Galatasaray Hamamı, Arka Kapı, Zoğrafyon Rum Okulu, Anabala Pasajı, Artistler Kahvesi, Yeşilçam, Ayhan Işık Sokağı, Papirüs, Melekler Kahvesi, Nisuaz, Baylan, Cercle d’Orient, Halep Pasajı, Atlas Pasajı, Anadolu Han, Yeşilçam Sokağı, Devaux Apartmanı (Saray), Alkazar, Rumeli Pasajı, Reboul Eczanesi, Ağa Camii, Hacı Abdullah, Surp Asvadzadzin Katolik Ermeni Kilisesi, Abanoz Sokağı, Nevizade, İmroz, Tokatlıyan Hanı, Cite de Pera, Balık Pazarı, Aynalı Çarşı, Sahaflar Pasajı (Crespin), Şütte, Sakarya Pastanesi, Paris Kahve, İlk Nizam, Uniat Kilisesi, Sponeck Birahanesi, Galatasaray Müzesi, Galatasaray Lisesi, Çiçek Pasajı.