Çok Satan Kitaplar.. Ama 70’ler ve 80’ler

image

Bilimkurgu temasının tüm yansımaları -moda, müzik, dekorasyon, mimari – hep neden 70’ler havasında -ve biraz da 80’ler- diye merak ederken, karşıma 1970’lerin ve 80’lerin çok satan kitap listeleri çıktı. Ve evet, o zamanlar bilimkurgu romanların çok olduğu ve iyi sattığı zamanlar. Ama her zaman zirve 10 kitap içine girememişler. Yine de liste ilginç ve birbirinden güzel kitapları hatırlattı. İşte 70’li, 80’li yıllar ve çok satan kitaplardan bazıları.. (New York Times Bestsellers listesinden çoğu. 1978 yılında Ağustos’tan Kasım’a kadar grev yüzünden basılmadığını da öğrendim gazetenin, bir bilgi olarak)
1976     1876 – Gore Vidal (1 numara, #1)
1977     Beggarman, Thief – Irwin Shaw
1970     Islands in the Stream -Ernest Hemingway
1970     Love Story – Erich Segal (#1)
1975     Ragtime – E. L. Doctorow (#1)
1978     War and Rememberance – Herman Wouk 
1971     Wheels – Arthur Hailey
1984     First Among Equals – Jeffrey Archer (#1)
1985     The Talisman – Stephen King & Peter Straub (#1)
1980     Smiley’s People – John Le Carre (#1)
1973     Breakfast of Champions – Kurt Vonnegut (#1)

image

          “Breakfast of Champions”

Tamamen sübjektif bir seçimle Kurt Vonnegut‘ın Şampiyonların Kahvaltısı kitabını aldım. Yanına da Philip K. Dick romanı ekleyeceğim bir adet.
Biraz önce de günün ikinci kahvaltısını yaptık çünkü Pazar uzun kahvaltıların günüdür ve biz erken kalkıyoruz.
“Pazar Okuması” dediğimiz güzel şey için makaleleri tüketerek kitaplara dalmak keyiflidir. “Arada haberlere bakıp somurtma, sonra bir çay/kahve içerek kitaplara dönüp tekrar gülümseme” ritüelinizi sadece iyi müzik bölsün dileklerimle..🙌👐
(Haftada en azından bir gün, bunu hak ediyoruz bence..)

HER GÜN 1944 KM YOL GİDEN BARİSTA – CEYMS

http://www.ceyms.com/her-gun-1944-km-yol-giden-barista/

image

Ekonomik kriz komedisi:/ Şaka video.
Ama İzmit – İstanbul arasında örneğin 90-100 kilometre yolu- 15-20 yıldır #gerçekten gidip-gelenler olduğunu biliyorum mesela.. Hatta ben de denedim. Biraz anlatayım..
Ailem bir dönemden sonra İzmit’te yaşadığı için -ve evde yalnız kalmak istemediğim- bir dönemde, sabah 06.30 arabası ile Yeni Sahra, oradan da Taksim’e gittim. O kadar yorucuydu ki, arada Üsküdar-Beşiktaş-Taksim güzergahını kullanmak ve kahvaltı opsiyonlu Beşiktaş keyfi yapmak için motorla geçerken, oradaki 10 dk.’da bile uyuyabildiğimi hatırlıyorum.
Sabah 07.00-09.00 arası uçağa yetişmek için 05.30 civarı bir otobüse binip, 09.30 ya da 10.30’da İzmir’de müşteri toplantısına gittiğim oldu. Hatta Taksim’de ajansa-butik bir ajanstı- uğrayıp, gece çalışan Grafiker’in düzeltmelerini alıp uçağa yetiştiğimi ve 12.00’de toplantıdan çıktığımızda kendimi dünya fatihi ya da süpermen gibi hissettiğimi de hatırlıyorum.
Sonra bir dönem de Bölge Satış Koordinatörü olarak çalışırken, acil çıkan toplantı talepleri için 40 dk. içerisinde İstanbul’a girerken yol boyunca arkamda olan ve beni gişelerde yakalayan birinin, kafasını arabadan çıkararak “Sen kafayı mı yedin?” işareti yapacak kadar hızlı şoförlük yaptığım ve utanarak andığım günlerim oldu. Kaza yapmadım ve yaptırmadım ama. Zaman kazanmak isterken, iki toplantı noktası Nişantaşı Taksim arasını 1.5 saatte aldığım gün, son kez hızlı kullandım. Nasılsa işe yaramıyordu.
Yolda verilen kahve molaları ve sağa çekip email’leri cevaplamak ve hatta raporları yol üzerinde bir durakta -ya da otobüste- tamamlamak ve eve gider gitmez dinlenme mode’una geçmek kısımları şahanedir. Yorucu ama oldukça iyi hissettiren -zamana karşı yarış ve imkansız görünen şeyleri başarma hissi ile gelen- bir duygusu var iki kent arasında çalışmanın.
Eğer otobüsle gidip geliyorsanız kalabalık da bir deneyim bu İzmit – İstanbul için ve yeni insanlar tanıyıp, o ekiple her sabah ve akşam bir seans paylaşıyorsunuz adeta. Gazete okuyanlar, telefonla konuşanlar, uyuyanlar, çalışanlar.. Yemek yiyenler.
Yolu izlerken kahve yudumlayanlar. Yorucu ama ilginç bir deneyim.
Araçla olanı biraz yalnız. Yüzlercesiniz aslında yolda ama yalnızsınız hepiniz, bir mola noktasında karşılaşmadıkça.
15-20 yıldır iki kent arasında gidip gelerek çalışan insanlarla tanıştım bu süreçlerde.
Bazıları gibi ben de “Toplam 1 saatte bazen iş ve ev arasındaki mesafe tamamlanıyor. Aslında çok değil.” demişimdir. Ama çok. Sadece Kadıköy – Maslak ya da Levent arasında çalışırken ne çok zamanı yolda geçirdiğimi ve ne helak olunduğunu bildiğimizden böyle.
Velhasıl ilginç deneyimdir. Ve bir hayli yorucu olduğundan, her gece yattığınız yeri beğenirsiniz.

Gelecek ve Meslekler

image

      San Francisco Sunset, Drone

Geleceğin dizayn meslekleri üzerine bir öngörü yazısı okurken her mesleğin bir dizaynır / kondüktör versiyonuna gelecekte ihtiyaç olabileceğine ben de ikna oldum doğrusu.
Hızla gelişen teknolojinin, her iş için hem bir kaldırıcılık fonksiyonu var, hem de işleri dönüştürme etkisi.
Geçmişte hiç olmayan ama gelecekte olacak işler, meslekler de var bu yazı ve fütüristlerin konusu olarak, değişen meslekler de.
Arttırılmış Gerçeklik Dizaynırı ya da Avatar Programcısı gibi işler geçmişte yoktu mesela – ve gelecekte olacaklar- ama Editörlük örneğin kaç yüzyıllık meslek. Yapay zeka ve bilgisayarlara öğretme yolu ile, artık makinaların yapabileceği bir iş de olabilir diyor gelecek uzmanları ve tekno gurular.
Peki olur mu? Yapay zekadan bir dergi editörü yeterli olur mu?
Yine geleceğin meslekleri arasında sayılan Makinelere Öğretme  ve (Artifical Intelligence)  Yapay Zeka Uzmanlığı ile “Editörlük” ü öğretmek yeterli midir? Demografik olarak kitlesini gayet iyi tanıyan bugünkü Editör’den, okuyucu nüfusunun parçaları olan bireylerin göz zevki ve tercihlerine dahi hakim olma şansı olan “AI Editör”lere geçmek gerekli ise bile daha mı iyi olacaktır? En azından bazı meslekler için bunu merak ediyor insan.
image
Vogue Editörü Anna Wintour

Yapay zeka ile, mesleğin uygulayıcısı arasında, ya da “geleneksel formu ile meslek” ile yapay zeka arasında bir regülatör gibi de çalışacak Yapay Zeka dönüşüm uzmanları da enteresan bir iş yapıyorlar bu anlamda.
Örneğin dergi editörlüğünde, yüzde yüz bireysel tercih ve beğenilere uygun dizayn etmek sayfayı tuhaf ya da yeterince iyi olmayan bir şey ortaya çıkarabilir mi? Ya da tam tersi, çok selektif bir kitleden öğrenen yapay zeka editörü, araştırmalarla kendini zenginleştiren ve işini heyecanla yapan bir editörden ve onun öğretebildiklerinin toplamından bile daha iyi olabilir mi? 
image

Göz zevki denen şey öğretilebilse bile, tüm yaşam birikimiyle “işe ruhunu vermek” zorunda olan mesleklerin istediği ve gerektirdiği o ruh insanlar tarafından hizmet olarak sunulmaya devam edecek galiba.
Her meslek de makinalara teslim edilmesin elbette, ayrıca. Nasılsa “Son Kullanıcı İçin Organ Dizaynırı” gibi yeni işler olacak gelecekte.
Okuduğum yazı kreatif mesleklerle ilgili bir gelecek tahmini yazısı olduğu için dizaynı bolca andım.
Yoksa ara kademe yapay zekadan ya da yukarıdan  -olaylara bütünsel- bakarak toparlamak zorunda kalacak olan yeni meslekler, her iş alanında var.
Bu holistik meslekler de regüle ettikleri teknoloji ile ve yenilenmiş hali ile eski meslekler olacak yine.
Örneğin, Chief Design Officer olarak gelecek mesleklerinin arasında sayılan iş, Kurumsal İletişim işinin konusunu , “Design penceresinden bütünsel olarak işe bakmak” olarak uyguluyor olacak gelecekte. Bir parçası hala yani, bugünkü iş tanımının. İsimler ve sorumluluklar evrilip, değişiyor, genişliyor yerine göre, gelecekte anlaşılan o ki.
Bir Drone Deneyimi Dizayn Uzmanlığı* mesleği ise tümü ile yeni bir iş mesela.

image

*Bütün Drone deneyimini tasarlamak, dizayn etmek ve satmak için Drone satan firmaların ihtiyacı olan kişi.

Sevdiğimiz Tespitler Vol.1

image
Listen to Social Media Marketing (Quotes) by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/social-media-marketing-quotes

Ara ara hatırlatmalar yapan tespitler, özlü sözler ne şahanedir. Tecrübelerden süzülmüş, rafine ve hep arada açıp bakılacak “özet” kaynak gibiler. Bazılarını sanal olarak yazıp cebime koyuyorum, sık sık bakıp hatırlamak için. Çünkü ilham vericiler. Ara ara da değiştiriyorum elbette.
image

“Storytelling is by far the most underrated skill when it comes to business.” – Gary Vaynerchuck

“Marketing is no longer about the stuff you make, but about the stories you tell.” – Seth Godin

“If your stories are all about your products and services, that’s not storytelling. It’s a brochure. Give yourself permission to make the story bigger.” – Jay Baer

“Good marketers see consumers as complete human beings with all the dimensions real people have.” – Jonah Sachs

image

“Social media is about the people. Not about your business. Provide for the people and the people will provide for you.” – Matt Goulart

“Content is anything that adds value to the reader’s life.” – Avinash Kaushik

“Creativity about life, in all aspects, I think, is still the secret of great creative people.” – Leo Burnett

Sims Freeplay Oynuyor musunuz?

Electronic Arts’ın Stratejik İnsan Simülasyon Oyunu’ Sims Freeplay her daim “Oyun Zirve 5” listemizde.
Sunduğu zengin içeriğin yanısıra, sizi sınayan ve koşturan bir oyun yapısı var  Freeplay‘in.

image

Bu, oyunu bırakmak istemeyeceğiniz koşturma sırasında, nefesiniz de kesilmiyor üstelik çünkü oyun sizi kariyer ve iş planlaması ya da ödüllü hedefler listesinde yaptığı dahiyane  ‘Zaman Planlaması’ ile ara ara dinlendirmeyi ihmal etmiyor.
Bir taraftan da “Zaman Yönetimi” becerinizi geliştirebileceğiniz araçlarla dolu oyun.
Gerçek zamanlı iş saati planlaması yapma imkanı bile sunan Sims Freeplay
‘Zaman yönetimine ihtiyacım yok’ diyenler veya beklemek istemeyenler için ise, oyun içi satınalma seçenekleri ile ‘Hayat Puanı’ mucizesini sunuyor. Her mucize gibi mükemmel çalışıyor bu hızlandırılmış harikalar. Bir nevi hayattan torpilli olmak  için sunulan, oyun içi puan satınalma seçeneği dışında, isterseniz yetenek geliştirme ve “Sosyal Puan” toplama gibi alternatifler de var.

image

İnsan simülasyonu oyunları içinde başarılı grafikleriyle öne çıkan Sims Freeplay, aynı zamanda, bir kenti sıfırdan, insanlarıyla beraber kurma keyfini de yaşatıyor.
Sosyal donatı binaları, alışveriş merkezleri, okullar, stadyumlarıyla.
Bu başarılı oyunu, orta ekonomik sınıfta oynamak da mümkün, Jet Set bir hayat simülasyonu kurmak da.

image

Arada fantastik (UFO ve benzeri) görev ve maceralar da var. En keyifli insan simülasyon oyunlarından biri şüphesiz.

image

image

Başlangıç aşaması biraz zaman ve para harcatsa da, belli bir seviyeden sonra, görevleri ve ödevleri kovalamak oldukça eğlenceli.

Hayatta Kalmak

image

İlk defa bugün yaş almaya başlamış olabilirim. Hissiyatım budur, son dönem yaşananların etkisi ile. Zor birkaç zaman, zamana bakış açımı da eğdi, büktü. Zamanı ilk defa geri döndürmek istedim hayatımda. Eskiye övgüler yapan bir karakterde değilim pek. Buna rağmen ilk defa 70’lere, 80’lere dönme isteği ile doldu içim. “Kim bilir neleri farklı yapardım” kafası ile birlikte bir kolektif “Neleri farklı yapabilirdik” kafası bu daha çok. İlk defa herkesin pek de hoş görünmediği ve kişisel olarak da pek başarılı sayılamayacağım yıllara mümkün olsa dönmeyi isteyebilecek bir   mood’dayım. Birkaç anahtar noktada ve bugün de işe yarar değişiklik için. Bir zamanda yolculuk gemisi olsa yalnız olmayacağımı da biliyorum. Ama mümkün değil. (Neyse ki. Olsa, önce geleceğe gideriz muhtemelen ve işler karışır.)

image

Belki de nostaljinin en iyi tarafı, zamanı birkaç anı, müzik, film ve kitapla bükebilmek. İyi anları çekip alırken, geri kalanlarını unutabilmek.
Peki bir süre için bile geri dönebilsek,  neleri değişik yapardık?
Kimleri hayatımızda tutar, nelerle zaman geçirir, kimlerin yanından geçmez, nelerle, nasıl eğitirdik kendimizi bugünkü aklımızla?
Ve elimizden ne kadarını değiştirmek gelirdi?
Can yakıcı cevapları olabilecek ve bir taraftan da heyecanlandırabilecek sorular.
Peki bugün, elimizdeki malzemelerle ne yapabiliriz bu geçmişe özlem anaforunda? Bugünkü şartlarla ve şimdi neyi değiştirebiliriz?

Düşüncelerimizi 30-40 yılda değiştiren zamanı, bugünden uzanarak, nasıl eğip bükebiliriz? Yaşadıklarımıza ve hayatlarımıza zarifçe ve incelikle dokunmak mümkün mü? Ve biraz, ufak da olsa değiştirmek.

http://youtu.be/fy0rYUvn7To
image

İyi Fikir

image

“I try not to make any decisions that I’m not excited about”
J.Nickell Founder of Threadless.com