Şeylerin İnterneti

image

      Fotoğraf: www.gizmodo.co.uk

Geçtiğimiz on yıl boyunca, IoT (Internet of Things) “Şeylerin İnterneti”, insanların müdahalesi ile ya da bu olmadan,  kendini çalıştırırken, daha iyi performans vermek, data alışverişi yapmak gibi konularda oldukça ilerledi.
Edwina Fitzmaurice, EY Global Ticaret Geliştirme Danışmanlık firması yetkilisi,  bu etkileşimli ve bağlı dünyada, cihazların birbirleri ile iletişiminin de artık mümkün olduğunu söylerken, birbirlerini, bilgiyi ve hatta insan davranışlarını okuyabilen makinelerin/ cihazların dünyasına hazır olduğumuzu belirtiyor.
Örneğin, bir otonom çalışan sürücüsüz  otomobilde yolculuk eden bir yolcunun, kalp krizi geçirdiğini anlayabilecek sensörlerin (algılayıcıların), hastayı bir hastaneye yönlendirirken, hem hastaneye, hem sigorta kuruluşlarına, hem de hastanın ailesine bilgi verebileceği ve önerilerde bulunabileceği bir gelecekteyiz artık.
“Connected Devices” ( Bağlı Cihazlar) adı verilen bu gelecekte, yapay zeka eklemeleri ile güçlendirilen araçların oluşturduğu IoT insanlar için de hayati sorumluluklar taşıyor olacak.
Bu yukarıdaki anlatıma benzer pek çok senaryonun, hayatımızın diğer alanlarına uygulaması ile ilgili sonsuz senaryo üretmek de mümkün. Yaşam şeklimizi ve davranışlarımızı da kökten değiştirebilecek pek çok, belki henüz hayal bile edemediğimiz deneyim bekliyor bizi, “Şeylerin İnterneti” dünyasında. 
Kurumlar, girişimciler ve bireyler için,
“Yeniden Hayal Kurmak” kavramı ile kucaklaşma zamanı.

image

     Fotoğraf: www.outerlabs.com

Reklamlar

Çalışmak ve Yaşlanmak İçin En İyi Ülkeler

image

Uzun bayram tatilinin tatilci çilelerini okurken, markette kasa sırasında, fazla mutfak alışverişi yaptığı için suçluluk duygusuyla parasını sıkı sıkı tutan bir emeklinin arkasındaydım.
Muhtemelen  bayram – yemeği yapma- hevesi ile erken biten mutfak erzaklarını yerine koyuyordu binbir kaygı ile.
Tatilde parası ile rezil olan insanların halini ona da okumak ve biraz gülmesini sağlamak istedim endişesi hafiflesin diye ama bu tatil kafasında anlayıp gülemeyeceği o kadar çok unsur vardı ki ona yabancı olan, yine de üzülür diye vazgeçtim.
Bayramı, evde, parkta, TV karşısında geçiren çalışan ya da işsiz çoluk  çocukları tatil yapsa, onlara bu mutluluk yetermiş gibi bir kendi hayatından vazgeçmişlik de vardı üzerinde.
Siz de fark ediyor musunuz böyle yaşayanları?
Binbir borçla ev, araba, tatil satın alıp hayattan vazgeçmeyen kuşak için – respect- evde bayramın birinci günü el öpmek ya da bayram yemeği için uğranacak kitle emekliler.
Ve onlarla birlikte evde kalan çoluk çocukları da ekleniyor listeye bazen.
“Şimdi üzüntü yapmayayım, buna sonra üzülürüz” kategorisinde sıkça göz ardı edilen bir kitle.
“Bizde böyle olan dışarıda nasıl acaba?” diyerek, üzüntüden kaçmayıp üzerine gitmek için, daha iyi örnekleri nasıl bu “Yaşama”nın diye baktım. Elbette Afganistan, Suriye, Irak, Hindistan’a bakmadım çünkü biz ülkemizi bu ülkelerin arasında değil Avrupa ve Avrasya arasında bir yerde konumlandırıyoruz.
Biraz oralara ve dünyaya baktım ben de, refaha “Daha ne kadar yol var?” görmek için.
Öncelikle erken emekli olmuyorlar -bazen 70 ‘den önce görülmüyor- ama iş bulup çalışabiliyorlar ileri yaşlarda ve sağlık hizmetleri iyi çalıştığı için ve iyi kazanıp, iyi yaşayıp, kendilerine iyi baktıkları için gayet sağlıklılar, 65 yaşlara kadar.
Bizde 45 yaşına gelen oyuncuyu babaanne rollerinde -hayret ve kınama ile- görmenin yanı sıra, “30 yaşından gün almamış”larla çalışmak isteyen sektörler ve firmalarımızın, 30 yaşın altındakiler için bile yeterince iş üretemediğini üzülerek görüyoruz maalesef. Yaş fetişi ya da ayrımcılığı zaten tek başına çirkin ve gelişmiş ülkelerde az rastlanırken, bizde çok olması, iş üretememekten de beslenen bir canavar yani. Neyse..
Avustralya’dan başladım. Yalnız olanlar en yüksek 2 bin 950 TL civarı, çift olanlarsa, 2 bin 250 TL karşılığı bir emeklilik parası alıyorlarmış Avustralya’da. Ayrıca bir ek aylık sağlık harcama ücreti var, kullanırlarsa. 120 TL kadar.
Evde Bakım hizmeti, muayene, ulaşım,  danışmanlık gibi ücretsiz işlemleri kapsıyor ek olarak. Ayrıca 60 yaş üzerine alışveriş ve ulaşımda indirimler de uygulanıyormuş.
Almanya’da ise, tüm bu avantajların benzerlerine ek olarak emekli aylığı erkekler için 2 bin 800 TL iken, kadınlar için -negatif ayrımcılık- ortalama 1500 TL civarındaymış. Almanya da gıda Türkiye’ye göre ucuz ve ek sağlık ödemesi de yok ilaçlar vb. için.
İsveç ve Norveç gibi 65 yaşlarına kadar %50 oranında istihdam edilen ve o yaşa kadar sistemin iyi ücret ve iyi bakım sunduğu ülkelerin insanları, çalışma ücretlerinin %50’sine kadar varan emeklilik maaşı alabiliyorlarmış. Ortalama ücretler seviyesinin aylık 7 bin -10 bin TL karşılığı olduğu ülkeler olduklarını düşünürsek…
Bu seviyelere asgari ücretin bile zaten 6-7 bin TL civarında olduğu Hollanda, Brüksel gibi ülkeleri de benzer emekli ücretleri ve sağlık hizmeti avantajları ve 45 plus yaş istihdam imkanları ile ekleyebiliriz.
Sonra da hepsinin altına 29. sıradaki 1350 TL aylık asgari ücret miktarımız (OECD sıralaması) , ortalama 400-1500 TL civarında gezen emekli aylıklarımız ve istihdamda yaş ayrımcılığı, sağlık hizmeti ücretleri ve temel ihtiyaçlar fiyat listesi ile kendimizi ekleyelim.
Daha yol çok ama zamanımız yok. Daha sağlıklı yaşlanan nüfus için daha iyi maaşlara, daha geç emekli olan nüfus için daha çok işe, daha çok iş için daha çok yatırıma ihtiyacımız var.

Konuşan Radyolar ve Podcast’ler Dünyası

image

Konuşan Radyolar ve Podcast’ler Dünyası..
Mümkünse orada olmak istiyorum. Ama biraz daha az bedelli içerik ve daha çok sponsor ve reklam olan versiyonları, kalabalıklar halinde dinlediğimiz konuşma içerikli radyoların dünyasında.
İçerik arayan ve dinleyerek içerik tüketmekten zevk alan biri için, konuşan radyolar, podcast’ler-video’lar da bu bağlamda- çok değerli. Bizde az bulunuyor bu tür içerik. Ya da toplu halde bir arada bulamadığımız için haberimiz yok bir kısmından.
Bu tür içerikte iki ayrı tarz var. (Önce şeklen bakarsak) Biri kurallı konuşmayı  spiker formatında ya da sürekli sadece müzik promote eden radyo DJ’i gibi yapanlarınki. Zaman zaman çok güzel içeriklere de denk geliyorum bu stilde ama bazen de haber ya da reklam efekti yapıyor ve dinlemek zorlaşıyor bir süre sonra. Bir de içerik yeterince ilgi çekici değilse, özellikle. Sabahları, kahvaltı, kahve satan birinin sohbetini dinlerken bir internet radyosunda, kurallı ve hatasız konuşmadan çok, ne anlatıldığının önemli olduğuna ikna oldum. İlginç ve samimi ise, daha dinlenir bir içerik oluyor.
İkinci tarz da bu doğal, orijinal ve samimi içerikleri sunabilen, ama deneyimli, ama deneyimsiz podcaster ve yayıncıların tarzı. En değerlisi ve az bulunanı.
İyi konuşmak -ya da konuşur gibi yazmak da aynı derecede değerli – konusunda orjinal olmak derken, “Abi acayip fikrim var aq” seviyesini biraz aşan bir şeyden bahsediyorum tabii.(Bu doğal da değil zaten. )
İyi konuşma içeriği üreten insanların çok büyük bölümünün derdi “İyi anlaşılmak” öncelikle. Elinde paylaşılmaya değer bir içerik olduğunda, bunun iyi anlaşılmasını isteyen insanlar, iyi bir anlatım dili geliştiriyorlar. Bu dinleyici / hedef kitleye de saygı duymak ve düzgün aktarmaya değer görmekle ilgili biraz da.
Bir de bu paylaşımı keyif alarak yapmak önemli. Herkes nefes alıp verme kolaylığı ile yapıyor diyemeyiz ve bu çok elzem de değil ama sonuç olarak en dinlenmesi zevk veren içeriği, en isteyerek paylaşanlar ve derdini, konuyu düzgün aktararak bir katkıda bulunmak isteyenler sunuyor.
Keşke işini uğraşını zevkle yapan ve anlatmak, aktarmak isteyen insanların hepsi, her gün, kısa kısa da olsa kaydetse ve paylaşsa. Ve biz toplu halde bulsak bir yerde bu yayınları. (iTunes’u herkes kullanamıyor)

Sağda solda denk geldiğim tek tük başarılı Türkçe podcast’ler çok değerli bu yüzden ama asıl sayıca ağırlıkta olan  kaynaklar hep yabancı.

Talk Radio formatında yayın yapan internet radyoları ve broadcast radyolar,  şahane podcaster’lar oldu dinlediğim. Çok şey öğrendim. Dinlemek güzel de bir öğrenme metodu aynı zamanda.
Yalnızlık hissini azalttığını da söyleyebiliriz.
Bir de sadece dinlenebilir içerik tüketebilen bir kesim var. (Görme engelliler için blog’unu seslendiren biriyle tanıştım geçen hafta ve hatta hemen ben de biraz kendi blog post’larımı seslendirdim)

Bir de kazançlar meselesi var bu yayın işlerinde elbette.
Sabahtan akşama kadar, düzinelerce radyonun, konuşmadan, aynı şarkıları döndürdüğü bir pazar bile -çok küçülse de- hala reklam alıyor. “Konuşma içerikli radyolar neden reklam almasın ve sayıca çoğalmasın?” sorusuna cevap bulamıyorum çoğu zaman bu yüzden.
İnternet radyoları içinde de konuşma içeriği sunan az. Hatta yok. Bireysel birkaç deneme gördüm sadece.
Data kullanım ücretleri biraz ucuzlasa, sayıca artan, çok download edilen ve hatta reklam alan pek çok yayın platformuna sahip olabilir miyiz acaba? (İnternet radyolarının açmazı.)
Bir de zaman ayırma konusu var elbette. Yapımcı açısından.
Değerli bilgilerin ve içerik sahiplerinin saati de değerli. Bizim de Talk Radio’larımızın olması ve bu kanalların iyi yaşaması için iyi reklam ve sponsorluklara sahip olması gerekiyor. Eldeki radyo verileri ve içerikler göz önüne alındığında, konuşma radyoları az bulunur türde bir içerik sunduğundan, zaten reklamveren farklı ve iyi bir içeriği kaçırmaz diye düşünüyorum, erişim sorunu olmadıkça.

Sabahtan akşama kadar politika konuşulan bir dönem tecrübe ettik ve sonra sadece bir kaç kanala bölünmüş, bir-iki koldan sesler dinlemek zorunda kalarak bunu biraz tükettik sanki.

Belki de artık politize olmak zorunda kalmadan saatlerce konuşabilenleri de dinleme zamanı gelmiştir. Yaşamak için tek konuşma ihtiyacımız politika değil. Hayatımızı bu kadar kalın çizgilerle bölmeden,  hayatın diğer hikayelerini ve diğer işlerini de konuşmak lazım.

Ve dinlemek.

Gelecek ve Meslekler

image

      San Francisco Sunset, Drone

Geleceğin dizayn meslekleri üzerine bir öngörü yazısı okurken her mesleğin bir dizaynır / kondüktör versiyonuna gelecekte ihtiyaç olabileceğine ben de ikna oldum doğrusu.
Hızla gelişen teknolojinin, her iş için hem bir kaldırıcılık fonksiyonu var, hem de işleri dönüştürme etkisi.
Geçmişte hiç olmayan ama gelecekte olacak işler, meslekler de var bu yazı ve fütüristlerin konusu olarak, değişen meslekler de.
Arttırılmış Gerçeklik Dizaynırı ya da Avatar Programcısı gibi işler geçmişte yoktu mesela – ve gelecekte olacaklar- ama Editörlük örneğin kaç yüzyıllık meslek. Yapay zeka ve bilgisayarlara öğretme yolu ile, artık makinaların yapabileceği bir iş de olabilir diyor gelecek uzmanları ve tekno gurular.
Peki olur mu? Yapay zekadan bir dergi editörü yeterli olur mu?
Yine geleceğin meslekleri arasında sayılan Makinelere Öğretme  ve (Artifical Intelligence)  Yapay Zeka Uzmanlığı ile “Editörlük” ü öğretmek yeterli midir? Demografik olarak kitlesini gayet iyi tanıyan bugünkü Editör’den, okuyucu nüfusunun parçaları olan bireylerin göz zevki ve tercihlerine dahi hakim olma şansı olan “AI Editör”lere geçmek gerekli ise bile daha mı iyi olacaktır? En azından bazı meslekler için bunu merak ediyor insan.
image
Vogue Editörü Anna Wintour

Yapay zeka ile, mesleğin uygulayıcısı arasında, ya da “geleneksel formu ile meslek” ile yapay zeka arasında bir regülatör gibi de çalışacak Yapay Zeka dönüşüm uzmanları da enteresan bir iş yapıyorlar bu anlamda.
Örneğin dergi editörlüğünde, yüzde yüz bireysel tercih ve beğenilere uygun dizayn etmek sayfayı tuhaf ya da yeterince iyi olmayan bir şey ortaya çıkarabilir mi? Ya da tam tersi, çok selektif bir kitleden öğrenen yapay zeka editörü, araştırmalarla kendini zenginleştiren ve işini heyecanla yapan bir editörden ve onun öğretebildiklerinin toplamından bile daha iyi olabilir mi? 
image

Göz zevki denen şey öğretilebilse bile, tüm yaşam birikimiyle “işe ruhunu vermek” zorunda olan mesleklerin istediği ve gerektirdiği o ruh insanlar tarafından hizmet olarak sunulmaya devam edecek galiba.
Her meslek de makinalara teslim edilmesin elbette, ayrıca. Nasılsa “Son Kullanıcı İçin Organ Dizaynırı” gibi yeni işler olacak gelecekte.
Okuduğum yazı kreatif mesleklerle ilgili bir gelecek tahmini yazısı olduğu için dizaynı bolca andım.
Yoksa ara kademe yapay zekadan ya da yukarıdan  -olaylara bütünsel- bakarak toparlamak zorunda kalacak olan yeni meslekler, her iş alanında var.
Bu holistik meslekler de regüle ettikleri teknoloji ile ve yenilenmiş hali ile eski meslekler olacak yine.
Örneğin, Chief Design Officer olarak gelecek mesleklerinin arasında sayılan iş, Kurumsal İletişim işinin konusunu , “Design penceresinden bütünsel olarak işe bakmak” olarak uyguluyor olacak gelecekte. Bir parçası hala yani, bugünkü iş tanımının. İsimler ve sorumluluklar evrilip, değişiyor, genişliyor yerine göre, gelecekte anlaşılan o ki.
Bir Drone Deneyimi Dizayn Uzmanlığı* mesleği ise tümü ile yeni bir iş mesela.

image

*Bütün Drone deneyimini tasarlamak, dizayn etmek ve satmak için Drone satan firmaların ihtiyacı olan kişi.

Sevdiğimiz Tespitler Vol.1

image
Listen to Social Media Marketing (Quotes) by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/social-media-marketing-quotes

Ara ara hatırlatmalar yapan tespitler, özlü sözler ne şahanedir. Tecrübelerden süzülmüş, rafine ve hep arada açıp bakılacak “özet” kaynak gibiler. Bazılarını sanal olarak yazıp cebime koyuyorum, sık sık bakıp hatırlamak için. Çünkü ilham vericiler. Ara ara da değiştiriyorum elbette.
image

“Storytelling is by far the most underrated skill when it comes to business.” – Gary Vaynerchuck

“Marketing is no longer about the stuff you make, but about the stories you tell.” – Seth Godin

“If your stories are all about your products and services, that’s not storytelling. It’s a brochure. Give yourself permission to make the story bigger.” – Jay Baer

“Good marketers see consumers as complete human beings with all the dimensions real people have.” – Jonah Sachs

image

“Social media is about the people. Not about your business. Provide for the people and the people will provide for you.” – Matt Goulart

“Content is anything that adds value to the reader’s life.” – Avinash Kaushik

“Creativity about life, in all aspects, I think, is still the secret of great creative people.” – Leo Burnett