Sims Freeplay Oynuyor musunuz?

Electronic Arts’ın Stratejik İnsan Simülasyon Oyunu’ Sims Freeplay her daim “Oyun Zirve 5” listemizde.
Sunduğu zengin içeriğin yanısıra, sizi sınayan ve koşturan bir oyun yapısı var  Freeplay‘in.

image

Bu, oyunu bırakmak istemeyeceğiniz koşturma sırasında, nefesiniz de kesilmiyor üstelik çünkü oyun sizi kariyer ve iş planlaması ya da ödüllü hedefler listesinde yaptığı dahiyane  ‘Zaman Planlaması’ ile ara ara dinlendirmeyi ihmal etmiyor.
Bir taraftan da “Zaman Yönetimi” becerinizi geliştirebileceğiniz araçlarla dolu oyun.
Gerçek zamanlı iş saati planlaması yapma imkanı bile sunan Sims Freeplay
‘Zaman yönetimine ihtiyacım yok’ diyenler veya beklemek istemeyenler için ise, oyun içi satınalma seçenekleri ile ‘Hayat Puanı’ mucizesini sunuyor. Her mucize gibi mükemmel çalışıyor bu hızlandırılmış harikalar. Bir nevi hayattan torpilli olmak  için sunulan, oyun içi puan satınalma seçeneği dışında, isterseniz yetenek geliştirme ve “Sosyal Puan” toplama gibi alternatifler de var.

image

İnsan simülasyonu oyunları içinde başarılı grafikleriyle öne çıkan Sims Freeplay, aynı zamanda, bir kenti sıfırdan, insanlarıyla beraber kurma keyfini de yaşatıyor.
Sosyal donatı binaları, alışveriş merkezleri, okullar, stadyumlarıyla.
Bu başarılı oyunu, orta ekonomik sınıfta oynamak da mümkün, Jet Set bir hayat simülasyonu kurmak da.

image

Arada fantastik (UFO ve benzeri) görev ve maceralar da var. En keyifli insan simülasyon oyunlarından biri şüphesiz.

image

image

Başlangıç aşaması biraz zaman ve para harcatsa da, belli bir seviyeden sonra, görevleri ve ödevleri kovalamak oldukça eğlenceli.

Hayatta Kalmak

image

İlk defa bugün yaş almaya başlamış olabilirim. Hissiyatım budur, son dönem yaşananların etkisi ile. Zor birkaç zaman, zamana bakış açımı da eğdi, büktü. Zamanı ilk defa geri döndürmek istedim hayatımda. Eskiye övgüler yapan bir karakterde değilim pek. Buna rağmen ilk defa 70’lere, 80’lere dönme isteği ile doldu içim. “Kim bilir neleri farklı yapardım” kafası ile birlikte bir kolektif “Neleri farklı yapabilirdik” kafası bu daha çok. İlk defa herkesin pek de hoş görünmediği ve kişisel olarak da pek başarılı sayılamayacağım yıllara mümkün olsa dönmeyi isteyebilecek bir   mood’dayım. Birkaç anahtar noktada ve bugün de işe yarar değişiklik için. Bir zamanda yolculuk gemisi olsa yalnız olmayacağımı da biliyorum. Ama mümkün değil. (Neyse ki. Olsa, önce geleceğe gideriz muhtemelen ve işler karışır.)

image

Belki de nostaljinin en iyi tarafı, zamanı birkaç anı, müzik, film ve kitapla bükebilmek. İyi anları çekip alırken, geri kalanlarını unutabilmek.
Peki bir süre için bile geri dönebilsek,  neleri değişik yapardık?
Kimleri hayatımızda tutar, nelerle zaman geçirir, kimlerin yanından geçmez, nelerle, nasıl eğitirdik kendimizi bugünkü aklımızla?
Ve elimizden ne kadarını değiştirmek gelirdi?
Can yakıcı cevapları olabilecek ve bir taraftan da heyecanlandırabilecek sorular.
Peki bugün, elimizdeki malzemelerle ne yapabiliriz bu geçmişe özlem anaforunda? Bugünkü şartlarla ve şimdi neyi değiştirebiliriz?

Düşüncelerimizi 30-40 yılda değiştiren zamanı, bugünden uzanarak, nasıl eğip bükebiliriz? Yaşadıklarımıza ve hayatlarımıza zarifçe ve incelikle dokunmak mümkün mü? Ve biraz, ufak da olsa değiştirmek.

http://youtu.be/fy0rYUvn7To
image

Radyolar

image

Bir araştırma şirketinin yeni bir radyo rating ölçümleme çalışması ile ilgili sunumunu okurken düşündüm.

Ben de bir dönem çalıştığım için hala gözümde bir miktar torpilli olan radyolar şimdi ve gelecekte de hep kulağımızı vermemiz gereken bir mecra, fikrim o ki.

Çünkü öncelikle TV alışkanlığımız bile dinlemeye yönelik içeriklere doğru evrildi. Çoğuna sadece kulak veriyoruz, internette iken.

Dinleyerek haber, ekonomi ya da kültür- Sanat ve etkinlik içeriği tüketiyoruz.

O halde neden içerik sunan radyolarımız da hem yaşamaya devam edip, hem sayıca artmasın?

Müzik radyolarını ise Spotify, iTunes vb. leri hayatımıza girdi diye belki bir süre öteledik ama ne tam olarak aynı zevki veriyor, ne de işini iyi yapan radyolardaki müzik küratörlüğünün yanından geçebiliyoruz bu araçlarla. Kaldı ki onlar da radyolaşıyor. Bazı araçlarla kişisel bir radyo kanalı edinme şansı sunuyorlar örneğin. Biz aynı/benzer bir zevki alalım ve üründe kalalım diye.

Havadan yayını da olan radyoların ise, erişimle ilgili rakipsiz oldukları iki konu var. İlki bedava olmaları. İkincisi ise analog bir pilli radyo ile bile dinlenebiliyor olmaları. Deprem ve afet zamanları gibi olağanüstü durumlar ya da enerji kısıtlaması, Internet erişimi kısıtı vb. durumlarda hala rakipsizler.

Bana kalırsa da, radyolar, bizi “bir an”a kaçırabilen sesleri hatırlatıp sundukları için bile hep hayatımızda olmalı derim. Daha çok güzel hatırlamaya değer an için, özenle seçilmiş yayınlar sunmaya devam etmeliler. Sırf iyi müzik kürasyonu için bile çok yaşasınlar☺🎼🎶🌇☕ Çünkü bu da, hayatımıza eşlik eden ve bir parçası olan tüm diğer işler gibi özel ve özen isteyen bir profesyonel alan.

Listen to Radyolar by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/radyolar

Haberi Kimlerden Alıyorsunuz

image

Gazeteler, haber sayfaları, siteleri ya da botlardan değil de, gerçek zamanlı Sosyal Medya kullananan kişilerden haber almak.
Bir haber alma alışkanlığı değişimi olarak gerçek kişi/isim/gazeteci/yazarları bir kaynak olarak daha fazla izlediğimi fark ettim bir süredir. 📰

David Higgerson’ın bahsettiği Facebook ve haberler konulu yazı, bunu düşündürdü.
https://t.co/yyRQEYp7QF

Kişiselleştirilmiş -yapay zeka kanalıyla- haber içeriği sunumu hakkındaki çekincelere dair bir istatistik de var yazıda.

Bunu aşmak mümkünken hala, bir de sabah kahve çay içen ve arada bir sinirlenebilen, gülebilen ve normal insan gibi ihtiyaçlarını gideren birinden bütün haberleri almak ağırlıklı tercihimiz olur mu acaba genel için.

“Gerçek birinden haber almanın yeri doldurulamaz çekiciliği” diye bir şey var bence. Tabii buradaki tercihleri de yine bizim alışkanlıklarımız, seçimlerimiz belirliyor.

image

Bana Kahve Müzikleri Bul Google

image

Kafelerde genelde rock ağırlıklı kahve müzikleri. Kahve müzikleri diye arama yapınca da, Google, yine rock tadı veren DJ miksleri çıkarıyor karşımıza çoğunlukla arama sonuçlarında. Bu Seattle efekti olsa gerek. (Starbucks, Seattle, grunge/rock rüzgarı kökeni ile ilgiliyse gerçekten, ilginç de bir taraftan)
Bende “Kafe ve kahve müzikleri” deyince daha çok ‘Cafe del Mar’ tarzının hafifletici müzikleri çağrışım yapıyor bir değişiklik olarak. Siz ne dinliyorsunuz kahve -çay içerken?
Sunumun sebebi ya da sebebin sunumu olarak Cesaria Evora ve Femke link’lerini de şuraya bırakayım.
🌅https://soundcloud.com/mystic-garden/sven-van-hees-into-the-sunshine
https://soundcloud.com/davespritz/cesaria-evora-sangue-di

The Crusaders – Street Life (Moog & Scratch edit by Synapson) – SoundCloud

Tüm zamanlar için, en iyiler listemdesin #StreetLife.

image

Listen to The Crusaders – Street Life (Moog & Scratch edit by Synapson) by Synapson #np on #SoundCloud
https://soundcloud.com/synapson/the-crusaders-street-life-moog