Ülkeden İnsan Manzaraları

image

Ailenin kadınları için aradığım evler/ akrabalar var. Kadının telefon numarasını bile patriyark-ç-a/erkekler değiştiriyor. O bile güç alanı. Sokakta da böyle. Kafede, markette, parkta, TV’de (diziler), internette de.
İş ve para, hala erkeklerin söz sahibi olmak için kadını ezip yönetebildikleri-ve bunu hala yapmak istedikleri- alanlar.
Bir tek çocuk konusu istisna. Orada da hakimiyet isteği var ama iş ağır: Annelik.
Yine de çocuk sahipliği = Güç alanı.
İstisnalar var elbette -şükür ki – ama genel – sokak&internet dahil-manzara bu.
Bu sene de Doğu cephesinde değişen bir şey yok.

Açlık ve Yeme Alışkanlığı Değişimi

image
Listen to Değişen Yeme Alışkanlığımız by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/de-i-en-yeme-al-kanl-m-z

Her şeyin en iyisi dışarıda. Evde ise, ağırlıkla ev yemeği sevenler, sağlıklı yemekleri kendileri yapmayı seçenler, özel diyet yapanlar ya da vakti veya imkanı olmayanlar yiyor çoğunlukla.
Bir de çocuklu aileler ve aile ile sofraya oturmayı sevenler tabii. Şimdi bir de uzun iftar sofraları zamanı. Ne demiş adını bilmediğimiz büyük insan: Yemenin sonu yok. Hastalık ya da yokluk zamanları hariç, sonsuz boğuşulan bir ihtiyaç.
Bazen insan yoruluyor. İhtiyacın peşinde koşmaktan da, yapmaktan da.

image

Ben bu evde şahane sunumlar kısmını atlayarak-sonraki bir yazıya bırakarak- sadece yemek yapma konusunda giderek basitleştirerek rafine olan pratik kısmından bahsedeceğim. Ben daha çok bu aşamadayım ev hayatında.
Sadeleşmeyi abartıp, içinde deniz ürünlerinden, yeşilliklere her şeyi az miktarda sote edebileceğim bir düz, bir de biraz deep fry ya da kavurarak pilav, erişte ya da makarna çevirmek için kullanabileceğim bir derin tava ile sonsuz seçenekte yemek yapabiliyorum örneğin artık. Bu akşam tavuk pirzola ve pilavı tamamen bu teçhizatla yaptım mesela. Yeterli. Ama bazı detaylı Türk mutfağı yemekleri için ek birkaç parça da gerekiyor.
Zeytinyağlı bir tabağın yanına-her zaman olmaz, yoksa zeytinyağında nar ekşili k.domates veya ayva, incir reçeli  – birkaç biberle çevrilmiş et ya da mesela peynir servisi ekleyip, yine tavada çevrilmiş soslu bir makarna ya da et suyuna bol nohutlu pilavla bitirebiliyorum işi. Görece yağlı bir yeme  alışkanlığımız var ama yağ şekerden daha faydalı örneğin ve daha uzun tok tutuyor.

image

Tatlı alışkanlığımız zaten anne diyabetik olduğu için yok. Çok istersek biraz fıstık ezmesi ya da sürülebilir çikolata eklenmiş-bence #superfood kategorisinde bu ikili- pankek ya da basitçe kızarmış bir tam buğday dilimi ile tatmin oluyoruz.
“Mutlaka günde bir öğün çiğ gıda yiyelim” kategorisinde yeşil salataya ya da çoban salataya, annenin -ya da varsa çocukların- görüp itiraz edemeceği kadar ceviz ezmesi ya da varsa keten tohumu atabiliyorsak ne mutlu.

image

Basit bir doyma metodu ile yaşamak için yemek arasında bir yerlerdeyiz yemek alışkanlığı olarak.
Bir de degişenler var mesela. Hamburger’e bakış açım değişti. Tam bir öğün her şeyiyle. Salatası, peyniri, sosu – ve faydalı baharat katkıları- ile.
Yanında varsa zeytinyağlı, yoksa üzerine yağ gezdirilmiş köz biber, patlıcanla nefis bir ana yemek.
image
Ara yemekler-soğuklar ve sıcaklarda ise peynir, söğüş salata ve meyve ile, fırından alınan hamurla hızlı pide veya çiğ börek şu ara favorimiz.

image

Açlık. Bizim büyük imtihanımız.
Yemek ise, yeri gelince tutkumuz ve doyuncaya kadar basit tutulabilecek bir şey olduğunu anlayamadığımız sonsuz ihtiyacımız.

Hellooo!!!

#TalkRadio içeriklerine bakarken dikkatimi çeken biri ve dusundurdukleri:
Yıllarca Hemşirelik yapmış biri kariyer değişikliği ile birlikte bir program da yapıyor bir #DigitalTalkRadio’da. Karşısında medyadan emekli yetkin bir 50+ erkek var. Kadının güven dolu ses tonu,bizde #TEdTalks a katılan başarısı kanıtlanmış kadınlarda bile yok. Neden? Bence neden olduğunu söyleyeyim diye bu yazı. (Başka nedenler de vardır elbet)
Böyle, çünkü bence, biraz başını kaldırıp konuşmak isteyen ve kendini geliştirmiş insanları susturmaktan zevk alan -sadistik, despot ve bozuk bir kişilik türü- bir tür insan var.Bu hazımsızlık, mahalle abileri ve ablaları yapmış her sektörde.(Herkes boyle degil tabii. Şahane insanlar da var ama onlar da bu tür tarafından terorize ediliyor zaman zaman)Kendileri ve kendi bildikleri dışında her şeye saygısızlar. Mücadele ile elde ettikleri şeyin-bazen bu iyimser bir varsayım maalesef- bir tür Monarşik statü-yargilanamaz,eleştirilemez,sorgulanamaz- bir şey olduğunu düşünüyorlar.’Gemiyi bekleyen çorbayı içer. Hadi uza!’ hesabı:)) No. İçemez:)
Dahası, henüz abla ve abi olmayan Protege’lerine de sirayet etmiş durumda bu terbiyesizlik. (Ya bir de bunlara hayranlık duyanlar var ki ayrı bir psikoloji tezi konusu olur:)) Gerçekten basarili ve bunu aktaran, anlatan, yeni insanlara yer açan ve onları dinleyen, gerçekten başarılı ve aynı zamanda sevilen, hayran olunan,paylaşan,cesaretlendiren güzel insanları da bir aşağı çekme gayreti ile bu dile sirayet eden saygısızlık.. Yani kendilerinin antitezlerini de yok etmek istiyorlar.. (Bunlar tanıdık geliyor değil mi??)
Uzatmadan çözüm önerime geçeyim.
Sizi susturmak ya da ufalamak isteyen herkesin ağzına yapıştırın..(Sözle tabii…) Ama öyle şiddetle yapıştırın ki tek varlık türü olmadığını hatırlasın. (Biraz böyle düşünüyor çünkü) Ve korkmayın çünkü normal,sağlıklı,iyi ve başarılı insanlar zaten böyle insanlar degiller. Zaten baştan herkese saygısız bir türe karşı vereceksiniz bu savaşı.Başka insanlara saygi duymayi ve kimsenin sesini kismaya ya da küçümsemeye hakkı olmadigini anlayamayacak kadar kendine dönmüş ve gegiren bir egoya vereceksiniz bu mucadeleyi. Ayıp olur diye dusunmeyin. Onların varlığı ve öyle olmaları zaten ayıp..
Şiddetle atın ağzının ortasina o hayali şaplağı.. Gerekirse defalarca. Bu alçakgonullu ve kibar insanları kucumseyen (!!)ve başka varlıklara, farklı olanlara yaşama şansı vermeyen insanlara hayır dediğin her an iyi birinin sesini açacaksın cesaretinle.. Zor ama sen yapmazsan,ben yapmazsam, bunların doğada kendi kendilerine yok olmalarını mı bekleyecegiz biraz olumlu yönde değişim -kendine güvenen yeni sesler ve çogunlukla kadınlar -için??? #Think

Anneler Günü Özel

Twitter’da denk geldim: “Anne olmak bir mindset’tir.”  Çocuk doğurmakla ilgili değildir tam olarak. Varsa Vardır, yoksa, 12 çocuklu olanda bile yoktur diyor yani. Doğru. Bir de şu var:
“Bir kadına davranış şeklin, yaklaşımın, tavrın annene yapmayı istediğin ya da yapılmasını istediğin şeylerdir” Kızlı erkekli herkesin bütün kişilik sorunlarının temeli annesi ile ilişkisine dayanır maalesef. Babadan bile çok anne. (kadınlar için bile) Bilinçaltı  Freudian falan ama gerçeği yansıtır.
Anneni sevdiğini sanıyorsundur ama onun la çözemediğin ergen sorunların içinde yara olmuştur kadınlara zarar veren, yoran, yıpratan,onları küçük düşüren ve onlarla hep savaşan bir  yaklaşımın varsa.  Gerçekte annenin ne yaşamasını istiyordun/istedin/istiyorsun şimdi bir daha düşün. Ya da ona niye kızgınsın? 

Ben anneme güzel ve pozitif müzikler dinletmek istiyorum. Onun kendisini güçlü ve iyi hissetmesini istiyorum..

Güzel ve özgür, istediği her şeyi yapmakta özgür olduğunu bilmesini istiyorum.

Birilerini mutlu ederken, karşılığında mutlu olmasını, bu hayatı eşit paylaşmasını, eğlenceli, başarılı, güzel, neşeli, mutlu ve istediklerini yaptığı bir hayat yaşamasını istiyorum..

Çocukluğumdan beri böyle:) Ama hayatına, yakınlarına, ailesine, iş hayatına giren bazı kadınlar ve erkekler yüzünden bunların bir kısmını yapamadı.

İyi ve özgür olmak, hayatı eşit paylaşmak, herkesin hakkına ve tercihlerine saygı göstermek, insan olmanın en onurlu şekli.

Benim annem özgürlükçü ve kimseye isteyerek, kendi hırsları yüzünden zarar vermeyen bir kadın.  Objektif olmak adına, beni bile kayırmaz. Az bulunur bir insan malzemesi. Gel gör ki hayat en çok böyle olanları hırpalıyor. Çünkü iyi ve dengeli insanlar sandığımız kadar çok değil..

Anneler günün kutlu olsun tatlım.

Biraz benden, biraz babamdan sana ve tüm iyi kadınlara ve annelere Anneler Günü özel:

https://soundcloud.com/dilektosun/sets/mothers-day-special

Şunu sete ekleyemedim ama hem şarkı hem filmi bugün öneririm.

the-way-we-were-movie-poster-1973-1020434175

 

Kapılar ve Hikayeler

Yabancı olduğum bir lokasyonda, semtte, sabah koşusu, yürüyüşü yaparken evlerin kapıları ve girişlerine bakarak, orada nasıl bir hayat yaşandığını düşünürüm 16 yaşımdan beri.
Hem keşif, hem merak duygusu ile, soluklanırken yazdığım senaryoların muhtemelen gerçekle ilgisi yoktur ama gerçek de zaten her zaman hayal ettiğimiz, edeceklerimiz kadar renkli değildir. Tecrübe ile sabit:)
Mimari ve özellikle modern formlara duyduğum ilgi yüzünden görseller bu tarzdaki evlerin kapılarına ait.
Sabahın bu saatinde twitter’da yer alan bir link sayesinde telefonumun ekranında beliren ve hayaller kurduran kapı ve diğerleri-aşağıda yer alacak fotoğrafları- kadar cool olmasa da ve
tek tip Apartman, Rezidans ve siteler bu macerayı bitirmiş olsa da, hala bir yerlerde sabah yürüyüşü yaparken görebileceğiniz tek, kendine özgü, hikayesini anlatan-en azından bir kısmını anlatan- evler ve girişleirni, kapılarını inceleyebilirsiniz.
Ben de fotoğraflarını çekmeyi planlıyorum bundan sonra..
İyi Pazar’lar..

Ajda Nostaljisi Reloaded ya da 80’lerdeki Babamı Özledim

http://www.youtube.com/watch?v=lP1Cvrw2KBI

Bir gece yarısı babamın günlüğüne denk geldiğimden beri ara ara, az bulunur bir hasat ürünü gibi tüketiyorum ve inanılmaz keyif alıyorum..
Missed the #80s kervanına katıldım. Ama başka sebeplerden sanırım..

http://www.youtube.com/watch?v=bKMm_vRudFU