Hayatta Kalmak

image

İlk defa bugün yaş almaya başlamış olabilirim. Hissiyatım budur, son dönem yaşananların etkisi ile. Zor birkaç zaman, zamana bakış açımı da eğdi, büktü. Zamanı ilk defa geri döndürmek istedim hayatımda. Eskiye övgüler yapan bir karakterde değilim pek. Buna rağmen ilk defa 70’lere, 80’lere dönme isteği ile doldu içim. “Kim bilir neleri farklı yapardım” kafası ile birlikte bir kolektif “Neleri farklı yapabilirdik” kafası bu daha çok. İlk defa herkesin pek de hoş görünmediği ve kişisel olarak da pek başarılı sayılamayacağım yıllara mümkün olsa dönmeyi isteyebilecek bir   mood’dayım. Birkaç anahtar noktada ve bugün de işe yarar değişiklik için. Bir zamanda yolculuk gemisi olsa yalnız olmayacağımı da biliyorum. Ama mümkün değil. (Neyse ki. Olsa, önce geleceğe gideriz muhtemelen ve işler karışır.)

image

Belki de nostaljinin en iyi tarafı, zamanı birkaç anı, müzik, film ve kitapla bükebilmek. İyi anları çekip alırken, geri kalanlarını unutabilmek.
Peki bir süre için bile geri dönebilsek,  neleri değişik yapardık?
Kimleri hayatımızda tutar, nelerle zaman geçirir, kimlerin yanından geçmez, nelerle, nasıl eğitirdik kendimizi bugünkü aklımızla?
Ve elimizden ne kadarını değiştirmek gelirdi?
Can yakıcı cevapları olabilecek ve bir taraftan da heyecanlandırabilecek sorular.
Peki bugün, elimizdeki malzemelerle ne yapabiliriz bu geçmişe özlem anaforunda? Bugünkü şartlarla ve şimdi neyi değiştirebiliriz?

Düşüncelerimizi 30-40 yılda değiştiren zamanı, bugünden uzanarak, nasıl eğip bükebiliriz? Yaşadıklarımıza ve hayatlarımıza zarifçe ve incelikle dokunmak mümkün mü? Ve biraz, ufak da olsa değiştirmek.

http://youtu.be/fy0rYUvn7To
image

Radyolar

image

Bir araştırma şirketinin yeni bir radyo rating ölçümleme çalışması ile ilgili sunumunu okurken düşündüm.

Ben de bir dönem çalıştığım için hala gözümde bir miktar torpilli olan radyolar şimdi ve gelecekte de hep kulağımızı vermemiz gereken bir mecra, fikrim o ki.

Çünkü öncelikle TV alışkanlığımız bile dinlemeye yönelik içeriklere doğru evrildi. Çoğuna sadece kulak veriyoruz, internette iken.

Dinleyerek haber, ekonomi ya da kültür- Sanat ve etkinlik içeriği tüketiyoruz.

O halde neden içerik sunan radyolarımız da hem yaşamaya devam edip, hem sayıca artmasın?

Müzik radyolarını ise Spotify, iTunes vb. leri hayatımıza girdi diye belki bir süre öteledik ama ne tam olarak aynı zevki veriyor, ne de işini iyi yapan radyolardaki müzik küratörlüğünün yanından geçebiliyoruz bu araçlarla. Kaldı ki onlar da radyolaşıyor. Bazı araçlarla kişisel bir radyo kanalı edinme şansı sunuyorlar örneğin. Biz aynı/benzer bir zevki alalım ve üründe kalalım diye.

Havadan yayını da olan radyoların ise, erişimle ilgili rakipsiz oldukları iki konu var. İlki bedava olmaları. İkincisi ise analog bir pilli radyo ile bile dinlenebiliyor olmaları. Deprem ve afet zamanları gibi olağanüstü durumlar ya da enerji kısıtlaması, Internet erişimi kısıtı vb. durumlarda hala rakipsizler.

Bana kalırsa da, radyolar, bizi “bir an”a kaçırabilen sesleri hatırlatıp sundukları için bile hep hayatımızda olmalı derim. Daha çok güzel hatırlamaya değer an için, özenle seçilmiş yayınlar sunmaya devam etmeliler. Sırf iyi müzik kürasyonu için bile çok yaşasınlar☺🎼🎶🌇☕ Çünkü bu da, hayatımıza eşlik eden ve bir parçası olan tüm diğer işler gibi özel ve özen isteyen bir profesyonel alan.

Listen to Radyolar by dilektosun #np on #SoundCloud
http://soundcloud.com/dilektosun/radyolar

İyi Fikir

image

“I try not to make any decisions that I’m not excited about”
J.Nickell Founder of Threadless.com

Üniversite Mezunu İşsizler

Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik rakamı bir milyona yaklaşmış. Ne kadarı kadın merak ettim. Çünkü uzun süredir iş arayanların çoğu kadınlar. Kişisel gözlemim böyle en azından.
Bu yıllardır böyle üstelik.
Bir bakalım kariyer sitelerine değişen bir şey var mı ilanlarda ve sektör pozisyonlarında. 📰📱
Güzel yazı dizisi olur bu konu.

image

Haberi Kimlerden Alıyorsunuz

image

Gazeteler, haber sayfaları, siteleri ya da botlardan değil de, gerçek zamanlı Sosyal Medya kullananan kişilerden haber almak.
Bir haber alma alışkanlığı değişimi olarak gerçek kişi/isim/gazeteci/yazarları bir kaynak olarak daha fazla izlediğimi fark ettim bir süredir. 📰

David Higgerson’ın bahsettiği Facebook ve haberler konulu yazı, bunu düşündürdü.
https://t.co/yyRQEYp7QF

Kişiselleştirilmiş -yapay zeka kanalıyla- haber içeriği sunumu hakkındaki çekincelere dair bir istatistik de var yazıda.

Bunu aşmak mümkünken hala, bir de sabah kahve çay içen ve arada bir sinirlenebilen, gülebilen ve normal insan gibi ihtiyaçlarını gideren birinden bütün haberleri almak ağırlıklı tercihimiz olur mu acaba genel için.

“Gerçek birinden haber almanın yeri doldurulamaz çekiciliği” diye bir şey var bence. Tabii buradaki tercihleri de yine bizim alışkanlıklarımız, seçimlerimiz belirliyor.

image

Neden Komedi Filmlerini Seviyoruz

image

Bizim, ülkece, az güldüğümüz için, özellikle başka bir türden önce komediyi tercih etmemiz çok normal ve anlaşılabilir bir şey bence. Gerilimi bir de film formatında almamak, herkesin etrafında az bulunan “gülümsetebilen ve güldürebilen” insan ve durum sayısı az olduğunda, onu telafi edebilmek ve kendi halimiz ya da benzerlerimize gülebilmek yoluyla tekamül etmek, aklıma gelen ilk nedenler.
Devam filmlerinden de en favorim olanlar yine #komedi filmlerinin devamları.
My Big Fat Greek Wedding 2 çekilmiş bu arada. Ne güzel💍💐 Bu da trailer’ı.
https://m.youtube.com/watch?v=JQ-1Ts3BChM

Tatsızlıktan Nemalanmak

image

Hem sevdiklerimizin anlarında, yanlarında dik durup, hem kendi hayat topumuzu düşürmeden sürmeye çalışırken -ve bu tek başına zaten zorken- gerilim ve tatsızlık yaratanlara tahammül etmek zorunda değiliz bence. Yapamayız zaten. Tahammül etmek zor. Haksızlıklara nasıl karşı çıkmak zorundaysak, bu haksızca tatsızlık yaratanlara da tepki vererek durdurmalıyız. Tiksiniyorum nedensiz ya da abuk sabuk ve abusive gerilim , tatsızlık yaratanlar ve bundan nemalananlardan en amiyane ve hislerimi doğru aktaran tabirle. Toplumsal, bireysel her türünden.
Germeye, insanları mutlu edenlerden başlayanlarıysa biraz sadist, çokça da hasta buluyorum.
Kısa hayatlarımız boyunca belki de bir tek bu nedensiz, aptalca ve hastalıklı gerilim yaratanlara öfke göstermekte haklıyız. Hak ettiklerinden şüphemiz olmayacağı ve öfkeden sonra huzur içinde arkamızı dönebileceğimiz yegane insan grubu da bu grup zaten.
Bizi mutlu edenleri, yaşamak için fazladan bir neden daha verenleri ya da gösterenleri de daha çok sevmeliyiz bunlara inat. Daha mutlu olmalıyız mümkünse.  Yoksa neden, bulmalıyız. Çok acayip bir şekilde savaş veriyor bazıları mutsuz etmek, gerilimden, tatsızlıktan nemalanmak ya da zevklenmek için.  Oysa birilerini mutlu etmekten daha zoru ve insanı mutlu edeni azdır.
“Delikanlıysanız tatsızlık değil mutluluk dağıtın”
Asıl cesaret ve beceri bu zaten. Diğerini aklını ve sağduyusunu biraz kapatan herkes hemen ilk fırsatta  yapar. Cahil cühelanın ve kurnaz fırsatçıların en sevdiği spor oluşu bundandır.
Biz konuyu da, onları da burada bırakıp, sevdiklerimize odaklanalım yine..