Anneler Günü Özel

Twitter’da denk geldim: “Anne olmak bir mindset’tir.”  Çocuk doğurmakla ilgili değildir tam olarak. Varsa Vardır, yoksa, 12 çocuklu olanda bile yoktur diyor yani. Doğru. Bir de şu var:
“Bir kadına davranış şeklin, yaklaşımın, tavrın annene yapmayı istediğin ya da yapılmasını istediğin şeylerdir” Kızlı erkekli herkesin bütün kişilik sorunlarının temeli annesi ile ilişkisine dayanır maalesef. Babadan bile çok anne. (kadınlar için bile) Bilinçaltı  Freudian falan ama gerçeği yansıtır.
Anneni sevdiğini sanıyorsundur ama onun la çözemediğin ergen sorunların içinde yara olmuştur kadınlara zarar veren, yoran, yıpratan,onları küçük düşüren ve onlarla hep savaşan bir  yaklaşımın varsa.  Gerçekte annenin ne yaşamasını istiyordun/istedin/istiyorsun şimdi bir daha düşün. Ya da ona niye kızgınsın? 

Ben anneme güzel ve pozitif müzikler dinletmek istiyorum. Onun kendisini güçlü ve iyi hissetmesini istiyorum..

Güzel ve özgür, istediği her şeyi yapmakta özgür olduğunu bilmesini istiyorum.

Birilerini mutlu ederken, karşılığında mutlu olmasını, bu hayatı eşit paylaşmasını, eğlenceli, başarılı, güzel, neşeli, mutlu ve istediklerini yaptığı bir hayat yaşamasını istiyorum..

Çocukluğumdan beri böyle:) Ama hayatına, yakınlarına, ailesine, iş hayatına giren bazı kadınlar ve erkekler yüzünden bunların bir kısmını yapamadı.

İyi ve özgür olmak, hayatı eşit paylaşmak, herkesin hakkına ve tercihlerine saygı göstermek, insan olmanın en onurlu şekli.

Benim annem özgürlükçü ve kimseye isteyerek, kendi hırsları yüzünden zarar vermeyen bir kadın.  Objektif olmak adına, beni bile kayırmaz. Az bulunur bir insan malzemesi. Gel gör ki hayat en çok böyle olanları hırpalıyor. Çünkü iyi ve dengeli insanlar sandığımız kadar çok değil..

Anneler günün kutlu olsun tatlım.

Biraz benden, biraz babamdan sana ve tüm iyi kadınlara ve annelere Anneler Günü özel:

https://soundcloud.com/dilektosun/sets/mothers-day-special

Şunu sete ekleyemedim ama hem şarkı hem filmi bugün öneririm.

the-way-we-were-movie-poster-1973-1020434175

 

Reklamlar

Müzik Dinleme Manifestosu

savedpicture-20145101922198

“Ya ne çok değiştiriyorsun, başım döndü” diyen biriyle müzik üzerine konuşmamızın ardından düşündüm.

Öyle miydi? Dönüp bir baktım mecburen. Neler çıktı neler. Bir çeşit diskografi.
Babası ve annesi çoook müzik dinleyen çocuklardanım ben.
Annem bütün donem 45′liklerinden, babam da Barış Manço,Ajda,BoneyM ve Donna Summer’dan Okay Temiz’e uzanan LP lerden bir mini koleksiyona sahipti. Mecburen once onlar ne çalarsa onu dinliyorsun. Favorim Ajda ve Boney M’di.
Sonra TRT3′te 12 yaşımda, Alan Parsons Project diye bir gruptan bahsedince Sebla Özveren, bizimkilerin albümlerini bir kenara fırlattım ve neymiş bu yeni vaha diye dinlemeye başladım.
Ne lirikler, ne felsefe, ne orkestrasyon. Başım döndü. Aşık oldum resmen.
Sonra Orta Okul’da sokakta break dance yapanların dinledikleri elektronik dans şarkılarını, Michael Jackson ve Madonna’ya aşık olana kadar zevkle dinledim.
Thriller albümüne kadar (o dahil) bütün şarkılarını ezbere biliyordum MJ’in.
Madonna olayı ise, hiç bitmedi, çünkü kadın bitmedi. Onunla geliştim, büyüdüm. Verdiği mesajlar işime yaradı. Hep ağlayan aşk şarkıları ve mutsuzluk üzerine şarkı yapan müzik insanlarını sevmem bu yüzden.
İnsanlara cesaret veren şeyler söylemeli elinde fırsatı olanlar.
Lise’de sırf çok yakışıklı ve o sıra çok ünlü diye kim Bon Jovi dinlememiştir ki?:)
Bir de Beşiktaş Profesyonel genç takımında oynayan ve aynı John Bon Jovi’ye benzeyen birine aşık oldum. O bana yüz verene kadar devam etti. Sonra, nasıl olduysa, Yanni gibi sonradan çok sıkıldığım ve Al Jarreau gibi çok uzun sure severek dinlediğim Jazzy tune’lara daldım. Babam Q. Jones ve bazı Jazz albümleri de alırdı,belki ondan. Heart’s Horizon hala çok sevdiğim bir şarkıdır. Çok güzeldir.
Universite’deyken kafam protest gruplara da dağıldı bir ara Turkiye’den çünkü İstanbul Üniversitesi Beyazıt kampüsünde her gün bir olaylı siyasi atmosferi soluyarak okuduk.
Arada,lise ve orada tanışılan, hayatı yaşamayı seven bir kaç kişi ile senfoniler, klasik müzik (ki zaten orta okulda orkestrada olduğum için külliyatım sağlamdı) dinlerdik ki, bu iyi olmuş yoksa sırf protest müzik insanı depresif yapabilir kolaylıkla.
Üniversiteden sonra, bütün hit ve klasik rock şarkıları kusana kadar dinleyip bıktığım bir radyoculuk tecrübem oldu.
Neyse ki hemen değişik şeyler dinleyen birine aşık oldum ve Nick Cave, Tom Waits, Tindersticks, Violent Femmes’la falan tanıştırdı beni de-ve pek çok insanı- popüler müzik sarmalından biraz kurtuldum ve ağır olmasına rağmen değişik türler dinleyebildim.
Grunge akımı falan sırf Pearl Jam ve Nirvana’nın bir kaç şarkısı ile hatırladığım bir dönem. Yine karanlık ama donem ruhu öyleydi ne yaparsınız ki.

Oradan kurtulunca, biraz daha seçici olarak müzik dinlemek mümkün oldu.

Hep bir şekilde müzikle ilgili işler ve ilgili insanlarla çalışınca uzak kalmıyorsunuz ve herkes size yeni bir şeyler tanıştırıyor, iyi oluyor.

Barry Manilow’lu, Black funk soul dance müzikli şahane bir Retro müzik dinleme dönemim oldu. Babamdan kalma fusion Spyro Gyra’ları falan da ekleyip iyice karma bir lezzette kasetler yaptığımı hatırlıyorum ki bazı arkadaşlarım da hala hatırlar.

Sonra hiç müzik dinlemeyen biriyle evlenmeye kalktığım dönemde, bu müzikler hayatımı kurtardı diyebilirim.

2000′de biri önüme Buddha Bar CD’leri koymasa ne yapardım bilmiyorum. Ne dinlerdim?

Üç sene kafa yapan bu şahane World Music, lounge , ambient CD’leri ile coştum diyebilirim. Ruhuma işledi.

Hala çok severim. Tek tek içindeki bütün türleri ayrı ayrı dinledim. Şahane gruplarla tanıştım. Hala yanımda taşırım pek çok grubu o dönemde tanıştığım. Büyük bir aşkla:)

Sonra elektronik rock, elektro dans vs olayı ile coşmaya başladı dünya. Sen de dinlemeye başlıyorsun haliyle.

Kafayı kaldırıp arada ChillOut ve GoodMood müziklere dönerek tabii.

En büyük aşklar: Empire Of the Sun , MGMT, Cooper Temple Clause, Moloko, Zero 7, Sia, Telepopmusik ve Royksopp bu dönemde. Hala hep listemdedirler.

Sonra da House, soulful House falan çalan birine aşık olunca bu türdeki enfes şarkılarla tanışıp delirdim. Yeni müzik bilen birileri sizin için cennet oluyor, en büyük zevkiniz bu olunca..

Tabii tüm bu elektronik türlerin arasına, ara ara geçmişin güzellikleri, klasiklerini (ama hep good mood şarkıları, müzikleri) ekleyerek, yeni çıkan her şeyi takip ediyorsunuz ki bu süper bir şey.

Müzik dinlemek(severek, hobi olarak yapmak bunu) elektronik /dijital cihaz bağımlılığı gibi biraz.

Yeni olanı takip etmek istiyorsun.

O kadar çok ki seçenek artık, bu zenginlikte herkese her gün yeni bir müziğin peşine düşme imkanı tanıyor.

Teknoloji gibi aynı.

İhtiyacına göre seçip takılıyorsun.

Ne güzel:D Kulağınıza küpe takmak kadar kolay artık üstelik, istediğiniz müziği dinlemek bugün. Biz 40 yaşına girenler, gençken bir Duran Duran,Madonna albumu için Kadıköy ve Taksim’de yurt dışından sipariş beklerdik haftalarca.. Ya:)