Sıkıntıyı Tedavi Eden Sıradışı Sıkıntılar

Bazı insanlar kendi normalinden sıkılır.

Bundan- yani her şeyin sabit/değişmez olmasından zevk alan insanlar hariç, diğer insanlar için sık görülen bir durum..

Hayatın hep aynı olması sorunsalı..

Her gün istiridye yesen, özel uçakla gezsen bile, bir süre sonra sıkıcı olabilir.

Jay-Z ve Beyonce’nin hayatı bile, bir süre sonra,bütün şatafat ve “dünya hizmetinize amade” -para&şöhret- temasına rağmen sıkıcı olamaz mı?

İnanmak güç ama pekala olabilir:)

Ya da Brad Pitt ve Angelina Jolie, kaç mükemmel ay- ya da yıl diyelim bu case’de;)- mükemmel uyum, dünya çapında bir güç, harika çocuklar ve güzelliklerinin tadını, tam olarak, ilk günlerdeki gibi hissedebilir ki?

Tamam belki bunlardan sıkılmak daha uzun süre alır, kabul ediyorum:)

Ama sonunda yine sıkılırsın..

Bu kadar konforlu olMAyan konfor alanlarını düşününce, siz de hak verebilir hatta bazen böyle hissettiğinizi fark edebilirsiniz.

Bunların diğer ucunda yaşanan hayatların çoğunluk olarak birer parçası olduğumuz için, herkesçe bilinen ortalama hayat- ya da biraz ortalamanın biraz üstü- için, nelerin zaman içinde sıkıcı olabileceğini iyi biliyoruz diye, bunu detaylandırmayacağım.

**

Böyle bir ölüme yakın, aynılık hissi yerleşince ufaktan insanın içine, kurtulmak için adeta can havliyle etrafına saldırmaya başlar insan.. Kimi belli etmeden arayışını hunter gibi sürdürür. İz üstünde ve bulduğu an kaçmaya hazır pozisyonda.

Bedenlerimiz gibi, ruhlarımızda,  bir hastalık belirtisi gördüklerinde- ruh öksürmesi diyelim- hemen önlem almaya başlıyor..

Tabii sen onu zehirlemeye devam etmezsen.. Bedenimize yaptığımız gibi..

Yani alkole, ilaçlara, uyuşturucuya -seni uyuşturan ve bağımlılık yapan şeylere- adrenalin tutkusunu abartmak, meditasyon ya da ruhani inançlarda overdose da benzer efektlere sahip- beyin kimyanı teslim etmezsen..

Ki bunu azımsanamayacak ve kendisinden beklenmeyecek eğitim ve kültür seviyesinde insanlar yapıyor.. Bu çok rahat bir kaçış çünkü. Biraz acı çekme cesareti göstermek istemeyen herkesi de bu kaçış kapıları yakalıyor, bir daha bırakmamak üzere çoğu zaman.

Neyse işte..

Eğer bunları yapmazsan ve akışına bırakırsan;

Kendisini biraz sonra büyük bir sıkıntıya sokacak rahatsızlık ilk belirdiğinde, bu hissi oluşturan kimyasal kokteyle karşı, panzehiri üretmeye başlıyor..

Eğer her şey yolundaysa vücudunda ve beyninde, büyük bir hasar yoksa, içinden çıkmak istediğin duruma göre, alternatif kimyayı ne yaratabilir, onu buluyor beyin..

Çok sorumluluklar ve görevler üzerine bir hayatsa seni zaman içinde sıkan örneğin,  gaz birikmesi başladığı anda ve sen bir volkan gibi  patlamadan epey zaman önce, rutinini kıracak ve senin yaşarken saçmalık diye adlandıracağın seçimler yapmaya ve riskler almaya başlayabilirsin aniden.

Ki her adımı güvenli olmamakla birlikte, bir çözüm ve rahatlama/release durumuna hizmet eder.

Seni zorlayan hatta tüketen durumlara düşmek, çıkmak da mümkün bu kaçış sırasında.

Kendi döşediği mayın tarlalarından geçmek zorunda kalabilir bazı insanlar kendi sınırlarından uzaklaşmak için. 

Etrafında sürekli rahatsa her şey-tam tersi örnek olarak– biraz zorlanacağın şeylerin peşine düşmek, beyninin sağlığını korumak için üretmeye çalıştığı kimyasal kokteyli hazırlamasına yardım eder.

Hep rahat para, rahat ilişki nereye kadar?:)

Ya da tersi, her şeyin zor olduğu bir ülke ise senin hayatın- bir benzetme olarak-, her şeyin kolay olduğu bir ülkeye gitmek istersin. 

Sorgusuz, hesapsız, özgür.. Ne büyük rahatlama..

Çok büyük entellektüel birikime sahip çiftlerin zaman içinde konuşmaktan kafalarının şiştiğine şahit oldum:)

Böyle bir şeyden, sadece hissettiğin ve hiç konuşmadığın bir şeye kaçabilirsin.

Bunun için başına bela bile açmayı göze alabilirsin hatta..

Tam tersi de geçerli. Hiç konuşmayan, action all the time ilişkilerden sıkılan biri de, konuşacak birini bulduğunda, hazine bulmuş gibi hissedebilir..

**

Bunların kalıcı olacağı anlamına gelmez tabii bütün bu sıra dışı arayışlar..

Ama büyük bir değişiklikle ve yeni bir sen- daha iyi bir sen- olarak hayatına devam etmen, yüksek ihtimalli bir olasılık..

Tamamen değişmez çünkü alışkanlık dediğimiz şey çok güçlü..

Sürekli ve sıkıcı olan her şey de bizim için kötü değil ve bunlara ihtiyacımız da var. Ama arada molalarla:)

Kendi ruhun ve karakterine çok zıt bir duruma tamammül etmiyorsan uzun zamandır, bu değişikliklerin kalıcı olmasına gerek de yok zaten.

Eğer şartlar seni sıkıştırdı ve istediğin hayatı yaşamana engel olduysa şu zamana kadar, tabii kalıcı olması en iyisidir bu değişikliklerin.

Ama bu yine de kolay değil..

Tabii bu harika çıkışların, değişikliklerin ilk anahtarı, beynimizi, kendi ürettiği zehirler ve dışarıdan alınan zehirlerden uzak tutabilmekte..

Tekrarlamakta fayda var. Olay sadece kimyasallar ve alkol değil, aynı tür adrenaline, aynı tür uyuşma hissine ve acı hissine yapışmak da bir çeşit uyuşturucu gibi. Sürekli geçmişe tutunmak da öyle mesela.. Kötü kimyasal kokteyller.

Reklamlar