Sosyal Medya Devriminin Gelişini Gören Sartre

Yeni yıla girerken iş arıyor olmanın tek iyi tarafı, kitaplığını gözden geçirecek bolca vaktinin olması olabilir. Toplarken, eline geçen her kitabı biraz hatırlamak istiyorsun ki bu iyi bir şey boş zamanı olan biri için.
Filozofun 70 yaşındaki otoportresi, röportaj şeklinde. Sartre Sarte’ı anlatırken bu kitapta, hayatının en parlak döneminde değil kuşkusuz.
Tek gözünde de görme kaybı olduğundan, artık kendisine kitapları Simon de Beauvoir okuyor. Hiçbir şeyi atlamadan hem de.. TV de bir program yapma hazırlığında.. “Düşünmek”  ve akıl yürütmekse, süre giden en önemli entelektüel aktivitesi o sıralarda..

Kitabın çevirmeni Turhan Ilgaz, “Sokrates’dan bu yana- ki kitap 90’larda çıkmış- Sartre kadar, hiçbir filozof ünlü olmamıştır” diyor önemine ithafen.

Kendisini şımarık bir entelektüel olarak tanımlayanlar da varmış yaşadığı dönemde söylemeliyim ki.

Röportajda, hapishanedeki Baader’le görüşme ısrarını, Alman ve Fransız toplumu ve aslında tüm dünyanın şımarıklık olarak adlandırmasından bahsediyor. Ama izin vermişler. Bir tek ona.

Ününün doruğunda değilken ve kendini “Yazar” olarak tanımlamakta zorlanırken, dünya, insanlar, şöhreti, komünizm, sosyalistler, kadınlar hayat ve yazmak hakkında konuşuyor Michel Contat’la.

Söyleşi Situations X’te yayınlanmış 1975’te.  Bir kısmı da  Le Nouvel Observateur‘de.

Şeffaflıktan bahsediyorlar bir bölümde. İnsanların en kendi oldukları halin bu olacağını,o  zaman ancak gerçek bir ilişki kurulabileceğini düşündüğünü söylerken yapıyor yorumu:

“Her zaman söylenmemiş olan, ve de söylenmiş olmak istemeyen, ama bilinmiş olmak, benim tarafımdan bilinmiş olmak isteyen bir tür küçük dilim vardır. Herkesin var.
Her şeyi söylemek olanaksızdır biliyorsunuz.
Ama düşünüyorum da, daha sonra, yani ölümümden sonra, ve belki sizinkinden de sonra, insanlar kendi kendilerinden giderek daha fazla söz edecekler ve bu da büyük bir değişime yolaçacak.
Bu değişimin esasen, gerçek bir devrime bağlı olduğunu düşünüyorum.”

Ve daha ötesinde, bu savı gerçek olursa ne olabilir, onu açıklamaya devam ediyor..

“Gerçek bir toplumsal uzlaşmanın yerleşebilmesi için, bir insanın komşusu ve bir diğeri için, tümüyle varolması gerekiyor. Bu bugün mümkün değil ama insanlar arasındaki ekonomik, kültürel, duygusal ilişkilerdeki değişim, önce maddi yetersizliklerin ortadan kaldırılmasıyla, tamamlandığında gerçekleşebilir. Bu yetersizlikler ki Diyalektik Aklın Eleştirisi‘nde gösterdiğim gibi, bana göre insanlar arasındaki, geçmiş ve güncel bütün çelişkilerin temelidir.”
Bu olmadı henüz ama internet devriminin insanlarda bir fırsat eşitliği yaratmadığını da söyleyemeyiz.. Statüden bağımsız..Belki de daha işin çok başındayızdır.
Projeksiyonunu ilerlettirken, belki bizim bile göremeyeceğimiz bir çağı işaret ediyordur Sartre, kimbilir.

“Hiç şüphesiz, bunlar olmaya başladığında, benim düşünemediğim, hiç kimsenin düşünemeyeceği yeni çelişkiler olacaktır, ama bunlar, her bireyin, kendisini bütünüyle  veren herhangi bir kişiye kendini bütünüyle vereceği bir toplumsallık formuna engel olamayacaktır.

Böylesi bir toplum, ancak dünya ölçeğinde kurulabilir elbette, zira dünyanın bir tek yöresinde bile eşitsizlikler ve ayrıcalıklar yaşamayı sürdürse, bu eşitsizliklerin getireceği çatışmalar yeniden ve azar azar bütün bir toplumsal bünyeyi yeni baştan kaplayacaktır.”

Bu arada Bulantı , ikimizin de en sevdiği Sartre romanıymış:) Babamın kitabıydı ve onu bulamadım maalesef. Yeni çevirilerin nedense aynı tadı vermeyeceğini hissediyorum. Belki epub da falan daha az “convert” edilerek çevrilmiş bir İngilizce halini bulup okumak en iyisi.

Bu kitabı da – Sartre Sartre ı Anlatıyor – Yapı Kredi Yayınları tekrar basmış olabilir daha sonra. Okumak isteyenler için..

jean-paul-sartre_110072

Reklamlar